YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6087
KARAR NO : 2010/6551
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.06.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ve alacağın tahsili istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; dava konusu 159 parselde 2.kat 3 no’lu daireye ilişkin tapu iptali ve tescil ile eksik inşaat nedeniyle yapılan masraflara ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, aynı binadaki dava konusu zemin kat 12 no’lu dükkana ilişkin davanın reddine dair verilen 10.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 23.06.2003 tarihli dilekçesi ve 27.04.2005 tarihli celsedeki tavzih beyanı ile inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılan 159 sayılı parselde 2.kat 4 no’lu bağımsız bölüm meskenin ve 12 no’lu dükkanın davalı yüklenicinin temlikine dayalı olarak davalı arsa sahibi üzerindeki tapusunun iptali ve tescil ile davacının ikmal ettiği noksan işler bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı arsa sahibi Mustafa zemin kattaki dükkanın yüklenici tarafından binadaki eksik işlerin tamamlanması bedeli olarak kendisine bırakıldığını, açılan davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı yapının eksikliklerinin kendisi tarafından tamamlandığını bildirmiştir.
Mahkemece dava konusu mesken niteliğindeki 159 parselde 2.kat 3 no’lu bağımsız bölüm tapusu dava sırasında davacıya geçirildiğinden meskene ilişkin davanın reddine, davalı arsa sahibi …’ın davacıya harici satışı bildiği kanıtlanamadığından hakkındaki davanın reddine, 1.356,48 YTL tazminatın yüklenici …’dan tahsiline 28.02.2007 tarihinde karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … ile davalı arsa sahibi … temyiz etmiştir.
1-Karar Dairemizin 13.12.2007 tarihli ilamı ile; “…sadece ortak alanlar ve dava konusu dükkanda değil, binanın tamamının getirildiği fiziki seviyeyi saptamak, bu seviyeye göre yüklenicinin sözleşmesi uyarınca dava konusu 12 numaralı dükkanın mülkiyetini talebe hak kazanıp kazanmadığını, dolayısıyle davacının şahsi hakkın temliki suretiyle mülkiyet isteyip isteyemeyeceğini değerlendirmek, şayet yapıda eserin reddini gerektirmeyen ve tahammül edilebilir eksiklik ve ayıplar varsa bunların bedelini bilirkişiye hesaplatmak, bu bedeli depo ettirmek yoluyla ve birlikte ifa kuralı hükümlerince istemi hüküm altına almak olmalıdır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulup keşfen yapılan inceleme sonucu inşaatın bütünü birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporuna göre inşaatın fiziki olarak gerçekleşme oranının %90 olduğu, arsa sahibi tarafından kabul edilebilir düzeyde olmadığı nedeniyle 12 no’lu dükkan ile ilgili davanın reddine, 159 parselde kayıtlı 2.kat 3 no’lu daireye ilişkin tapu iptali tescil ile eksik inşaat nedeniyle yapılan masraflara ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, gerekçe kısmında ise ilk kararda 12 no’lu dükkan için eksik inşaatın tamamlanması masraflarına ilişkin hüküm konusunda temyiz itirazları reddedilmiş olup bu yönden karar kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmediği belirtilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Ancak; mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi
hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.09.1991 tarihli ve 355-440 sayılı kararları) Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükümde; 28.02.2007 tarihli kararın temyiz edilmeyerek kesinleşen 3. bendindeki “…12 no’lu dükkan için eksik inşaatın tamamlanması masraflarına ilişkin olarak toplam 1.356,48 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan -daha sonra açılabilecek ifa imkansızlığı nedeniyle tazminat davasında tekerrüre esas olmamak üzere tahsili ile davacıya ödenmesine…” bölümünün hüküm fıkrasında yeniden yazılması gerekir. Ayrıca, hüküm fıkrasının 1 no’lu bölümünde “dava konusu Öğretmenler Mah. 1816 ada 159 parselde kayıtlı 2.kat 3 no’lu daireye ilişkin tapu iptali ve tescil ile eksik inşaat nedeniyle yapılan masraflara ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına….” şeklindeki cümlenin çıkartılarak yerine “dava konusu Mithatpaşa Mahallesi 1816 ada 159 parselde kayıtlı 2.kat 4 no’lu meskene ilişkin tapu iptali ve tescil ile eksik inşaat nedeniyle yapılan masraflara ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına…” şeklinde yazılması gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.