Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/11034 E. 2012/11075 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11034
KARAR NO : 2012/11075
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 10/04/2006 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 10.04.2006 tarihindeki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 108. maddesinin 1. fıkrasında;”Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir.. Aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasanın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasanın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınarak; davanın kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
Somut olayda, davacının 10.04.2006 tarihinde davalı … Merkezi ABD Türkiye …Şubesine ait işyerinde çalışmaya başladığına dair sigortalı işe giriş bildirgesinin diğer davalı Kuruma verildiği, davacının hizmet cetvelinde davalı işyerinde çalışma gün sayısının sıfır gün olduğu, davalı işyerine ait dönem bordrosunda davacının mevcut olduğu ancak çalıştığı gün sayısının sıfır gün olarak görüldüğü, mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de, davalı işyerinin işten çıkaracağı bir kişi için diğer davalı Kuruma işe giriş bildirgesi verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı işyerinin …olduğu düşünüldüğünde bu anlamda basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, ayrıca 27.03.2006 tarihinde “name tag” ini teslim alan davacının 10.04.2006 tarihinde ise bunu teslim ettiği, bu durumda da davacıya isimlik verilmesinin davalıya ait işyerinde çalıştığına karine teşkil ettiği, 28.03.2006 tarihli işe alınma belgesi ve aynı gün Kuruma bildirilmesi ile davalı tanıklarının halen davalı işyerinde çalıştıkları hususları da dikkate alındığında, davacının çalışma olgusu kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.