YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1981
KARAR NO : 2012/9260
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava 12.07.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 4.15 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 2.445,94 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemece manevi tazminatın takdiri ile maddi tazminatın hesaplanmasına esas alınacak ücretin belirlenmesi hususlarında hataya düşüldüğü görülmektedir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, olay tarihindeki paranın alım gücüne, ekonomik koşullara ve özellikle 26.6.1996 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, hak ve nesafet kurallarına göre, davacı yararına hüküm altına alınan 15.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu belli olmaktadır.
Maddi tazminata gelince; davacının ücretinin eksik araştırma ve soruşturma ile belirlendiği hesap raporunun hükme esas alınmak suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi hatalı olmuştur.
İş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü kaybeden işçinin maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş, dosya arasına alınan ödeme belgesine göre davacının gerçek ücretinin araştırılması, işyerinden gerekli kayıtların getirtilmesi, dosyaya sunulan belgenin buna göre değerlendirilmesi, ilgili meslek odasından gerekli araştırmanın yapılması ve buna göre gerçek ücretin belirlenmesinden sonra maddi tazminatın hesaplattırılmasından ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 28/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.