YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5380
KARAR NO : 2010/6266
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.09.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazı ihaleden satın aldığını, 24.09.2003 tarihinde geçici ihale ve 01.10.2003 tarihinde ise satış ihalesinin onayına rağmen davalı tarafından 17 ada 28 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetin geçirilmediğini ileri sürerek taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir.
Davalı, taksitlerin sözleşmeye uygun olarak ödenmediğini, muhtelif tarihlerde davacıya ödeme ihtarında bulunduklarını, davacının temerrüde düştüğünü, sözleşmenin de 17.05.2008 tarihinde feshedildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ödemediği taksit tutarı olan 64.217,25 TL davalıya ödenmek üzere depo ettirilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 27.10.2003 tarihli sözleşmenin “satış bedelinin tahsili ve ödeme şekli” başlıklı 3.maddesinde “üst üste iki taksitin vadesinde ödenmemesi halinde idarece müşteriye borcunu 15 gün içerisinde ödemesi, borcun bu süre içinde de hesaplanacak faizi ile birlikte ödememesi durumunda sözleşmenin feshedileceği bildirilir. Tebligata rağmen borcun ödenmemesi halinde taşınmaz Hazine mülkiyetinde ise sözleşme feshedilerek yapılan tahsilat faizsiz olarak müşteriye aynen iade edilir” hükmü bulunmaktadır. Yine anılan sözleşmede taksit tablosunun düzenlendiği, bu tabloda taksit sayıları, taksit tarihlerinin gösterildiği görülmektedir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden de davacının taksit tablosunda yazılan miktarları kesin vade içerisinde ödemediği, davalının 09.03.2004, 26.05.2005 ve 26.04.2006 tarihlerinde ihtarda bulunduğu, ihtarların sonuçsuz kalması üzerine de sözleşmeyi 17.05.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, davacı akit hükümlerine göre borcunu tayin ve tespit edilen bir zamanda ve davalının tanıdığı mehil içinde ifa etmemiş, taksitleri ödemede temerrüde düşmüştür. Bu durum Borçlar Kanununun 107/3. maddesi hükmü uyarınca davalıya “derhal fesih” hakkı verir. Nitekim, davalının 17.05.2008 tarihli fesih ihbarının nedeni davacının sözleşmeye aykırı davranmasıdır. Fesihte davalı haklı olduğundan, mahkemece davanın reddi yerine istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.