Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2678 E. 2010/5476 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2678
KARAR NO : 2010/5476
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.02.1981 ve birleştirilen dosyada 25.11.1983 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma müdahil hazine tarafından verilen 23.09.1981 tarihli dilekçe ile de tapu iptal ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.05.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … ve Hazine vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı …, dava ve birleştirilen davasında, 1018 ve 1162 sayılı parsellerin mera niteliğinde ve her iki köyün ortak kullanımında olduğunu belirterek davalı adına oluşturulan tapu kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılması isteğinde bulunmuştur.
Davaya müdahil olarak katılan Hazine de, 1018 sayılı parselin mera olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazların köyün özel mülkiyetine tabi olduğunu, gelir getiren başka kaynaklarının bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile kullanım hakları ortak olmak üzere taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve özellikle; bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olup Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete konu olamayacağından ve amacı dışında kullanılamayacağından 1162 sayılı parsele ilişkin olarak verilen karar usul ve yasaya uygun olup davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalının 1018 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Çekişme konusu 1018 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 06.04.1970 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 27.02.1981 tarihinde açıldığı, Hazinenin ise 23.09.1981 tarihinde davaya müdahil olarak katıldığı anlaşılmaktadır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği 06.04.1970 tarihi ile davanın açıldığı 27.02.1981 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gereken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu parsel yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle reddine, 2.bentte yazılı nedenle kabulü ile hükmün 1018 parsel yönünden BOZULMASINA, 750.00 Tl Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 11.05 2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.