Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3795 E. 2012/23820 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3795
KARAR NO : 2012/23820
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 08/02/1997-25/07/2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 08.02.1997-25.07.2007 tarihleri arasında davalı Dış İşleri Bakanlığı’nın Almanya … Başkonsolosluğu nezdinde Alman okullarında okuyan Türk çocuklarına Türkçe ve Türk kültürü öğretmek üzere geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 08.02.1999-25.07.2007 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi
yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına verilmiş herhangi bir işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, davacının çalışması konusunda Emekli Sandığı ya da SSK’ya herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, ancak “ödeme belgesi” başlıklı evraklardan ve … Başkonsolosluğunun davalı Dışişleri Bakanlığı’na hitaben yazdığı 07.12.2009 tarihli yazısından, davacının 08.02.1999 tarihinden itibaren yerel öğretmen olarak … bölgesinde çalışmaya başladığı, 2006-2007 eğitim yılı bitimi itibari ile 31.07.2007 tarihinde görevine son verildiği anlaşılmış ve buna göre davacının 506 (5510) sayılı Yasa kapsamında çalışmasının tespitine karar verilmiş ise de, davacı ile davalı Dışişleri Bakanlığı arasındaki ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olduğunun kabulü isabetsiz olup bozma nedenidir.
Davacının çalışması ile davalı Bakanlığa bağlı Başkonsolosluk arasındaki ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Zira dosyadaki tüm belgelerden, davacının ve davalı yanların beyanlarından, … Başkonsolosluğu tarafından sadece davacının Badenwürttemberg Eyaleti tarafından finanse edilen ücretinin ödenmesi konusunda aracılık edildiği, davacının maaşının kaynağının davalı Dışişleri Bakanlığı olmadığı gibi somut olayda işçi işveren ilişkisinin varlığını teşkil edecek diğer unsurların da bulunmadığı, bu sebeple davacı ile davalı Bakanlık arasındaki ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.