Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/5295 E. 2010/6261 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5295
KARAR NO : 2010/6261
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil ve birleşen dosyada Hazine vekili tarafından verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, Hazine tarafından açılan davanın kabulüne dair verilen 02.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı/davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; tapu kaydının iptali ve tescil, birleştirilen dosya ve vakıflar idaresi tarafından açılan davaya müdahil olarak katılan Hazinenin davası ise tapu iptali (ve yayla olarak özel siciline işlenmesi) isteğine ilişkindir.
Mahkemece vakıflar idaresi tarafından açılan dava reddedilmiş, Hazinenin davası kabul edilmiş, hükmü davacı/davalı idare temyiz etmiştir.
Her ne kadar mahkemece dosyaya sunulan kanıtlar, bilirkişi raporları, Dairemizin ve Yargıtay’ın çeşitli dairelerince verilen kararlara da atıf yapılmak suretiyle dava konusu yerin yayla olduğu kabul edilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; Kızıldağ yaylası, dosya içerisinde mevcut memleket haritasında da açıkça belirtildiği gibi maruf ve meşhur yaylalardandır. Dairemizce daha önce incelemesi yapılan davalara konu taşınmazlar memleket haritasında Kızıldağ Yaylası olarak işaret edilen mevkii kapsamı ile uyumlu iken eldeki davaya konu taşınmaz harita üzerindeki konumu ile söz konusu mevkiden uzakta kalmaktadır.
Gerçekten; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
Çekişme konusu taşınmaz Karaisalı İlçesi … Köyü Dedepınarı mevkiinde bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu bölge ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı “Kızıldağ yaylası” olarak anılmaktadır. Ancak; dosyada yer alan haritasından dava konusu taşınmazın Kızıldağ yaylası olarak bilinen yerden daha farklı bir yerde bulunduğu görülmektedir.
Davalı taraf da savunmasında, çekişmeli taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını ileri sürmüştür.
Hayatını genelde çiftçilikle sürdüren kişilerin hayvanlarını otlatmakta olduğu yaylaya yakın bölgelerde ikamet etmek, ziraat yapmak, bağ ve bahçe yetiştirmek için tarım taşınmazlarına ihtiyaçları olacağı ve bu amaçlarına uygun kazanmaya elverişli bazı taşınmazları mülk edinebilecekleri olgusunu göz ardı etmek, mera, yaylak ve kışlak gibi bölgelerden insanları soyutlamak mümkün değildir.
İddia ve savunma ile yukarıdaki açıklamalara göre, sağlıklı bir sonuca ulaşmak için dava konusu taşınmazın kadim … Köyü sınırları içinde kalıp kalmadığının ve bu köyün ikamet edilen veya tarım alanları kapsamında olup olmadığının saptanması önem kazanmaktadır. O nedenle, öncelikle … köyünün kuruluş tarihi İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünden sorulmalı, böylelikle … Köyünün kadim köy olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, yine bu köye ait en eski tarihlisinden başlamak üzere idari sınır belgeleri ile sınırlar bir haritaya bağlanmışsa haritası da istenilmeli, … Köyüne ait mevcut en eski sınırname yerel bilirkişiler yardımıyla keşfen zemine uygulanmalı, köyün kuruluşundaki idari sınırları belirlenmeli, dava konusu taşınmazın … Köyünün ilk idari sınırları kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, eğer dava konusu taşınmaz kadim … Köyünün idari sınırları içersinde kalıyorsa seçilecek ve keşifte bulundurulacak harita mühendisi bilirkişiye daha önce sağlanacak eski tarihli memleket haritasındaki durumu incelettirilmeli, köyün ikamet edilen veya tarım alanları içinde kaldığı belirlenirse özel mülkiyete konu teşkil edeceği kabul edilmeli, bu arada taşınmazın kadastro tutanağı edinme sebebi sütununda yerel bilirkişiler çekişmeli yerin kadim … Köyünün tarım alanında kaldığını, dava dışı şahıs tarafından kullanıldığını belirttiklerinden tutanak bilirkişilerinin sözleri denetlenmeli, bütün bunların sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Tüm bu inceleme ve araştırmalar yapılmadan davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; HUMK’nun 275. ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması gerekli iken ziraatçi ve gerekli ise orman mühendisi bilirkişi dinlenmeksizin sadece fen bilirkişi beyanı ile yetinilerek karar verilmiş olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.