YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4393
KARAR NO : 2011/6172
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.11.2010 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti ve beyanlar hanesine kayıt istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıların paylı malik oldukları 1128 ada 5 sayılı parsel üzerindeki binanın … katının, 1.katın 1/2’sinin ve 2. katın tamamının kendisi tarafından yapıldığının tespiti ile kütüğün beyanlar sütununda gösterilmesini istemiştir.
Davalılardan …, … ve … davayı kabul etmiş, diğer davalı paydaş …, binanın kendisi tarafından yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arzın malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Bir kişi lehine muhdesatın tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi olanak sağlar. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca “taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve sadece muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında, üzerinde çalışma yapılan taşınmazlar bakımından uygulanır. Anılan yasanın 33. maddesinde Kadastro Kanununun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalarda da uygulanacağı kabul edilmiş ise de; 3402 sayılı Kadastro Kanununun genel hükümlere göre açılan davalarda uygulanacak hükümleri yasanın 14, 15, 17, 18, 20 ve 21. maddeleri ile sınırlıdır. Değişik bir anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalarda Kadastro Kanununun 19/2. maddesine dayanılmak suretiyle muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi istenemez.
Yapılan bu saptamalara göre, mahkemece davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.