YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1890
KARAR NO : 2010/2456
KARAR TARİHİ : 08.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.02.2007 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 31.1.2005 tarihli tellallık sözleşmesi ve 13.5.2006 tarihli inanç ilişkisi nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı tazminat taleplerine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 1674 ve 1675 sayılı parsellerin davalı Belkız adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı yabancı uyruklu kişi adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü her iki davalı temyiz etmiştir,
Yukarıda vurgulandığı üzere davacı ile davalılardan arasındaki sözleşme Borçlar Kanununun 404. ve devamı maddelerinde hükme bağlanan tellallık sözleşmesidir. Davacı ile davalılardan … arasındaki sözleşme ise bir inanç sözleşmesidir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
Yukarıda belirtildiği üzere davadaki istemin nedeni 13.05.2006 tarihli inanç sözleşmesidir. Gerçekten bu sözleşme uyarınca davalılardan …’ın maliki olduğu 1674 ve 1675 sayılı parsellerin mülkiyeti kayıt maliki ve inanç sözleşmesinin tarafı olan bu kişiden istenebilir. Ancak; davacı yabancı uyruklu bir gerçek kişidir. 2644 sayılı Tapu Kanununun değişik 35. maddesine göre yabancı uyruklu gerçek kişiler ancak karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilir. Sınırlı ayni hak tesisinde de aynı koşullar aranır. Oysa mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durum esas olacağından davacının uyruğunda bulunduğu yabancı devlette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına mülkiyet hakkı tanınıp tanınmadığını sorup saptamak, 1674 ve 1675 sayılı parsellerin uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde kalıp kalmadığını ve işyeri ya da mesken olarak kullanılmak üzere ayrılıp ayrılmadığını belirlemek, kısaca 2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesindeki koşulların olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırarak mülkiyet aktarımı talebini bunun sonucuna uygun olarak değerlendirmek aksi takdirde davacının ikinci kademedeki isteği hakkında bir hüküm kurmak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 08.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.