YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4502
KARAR NO : 2010/5326
KARAR TARİHİ : 06.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.12.2006 gününde verilen dilekçe ile muhtesatın aidiyetinin tespiti, beyanlar hanesine yazılması ve beyanlar hanesindeki önceki muhtesat kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; muhtesatın aidiyetinin tespitine diğer istemlerin reddine dair verilen 29.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 7307 ada 7 parsel sayılı taşınmazda ortaklığın giderilmesi için dava açtıklarını, bu davanın yargılaması sırasında taşınmaz üzerindeki evin davacıya ait olduğunun tespiti üzerine kayıtta yer alan “bu parsel üzerindeki kargir ev … kızı …’ye aittir” şeklindeki belirtmenin terkini ve evin kendisine ait olduğunun beyanlar sütununda gösterilmesi için dava açılmak üzere önel verildiğini belirterek, tapu kaydındaki belirtmenin terkini ve taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğununun kayda işlenmesini talep etmiştir.
Davalı … binanın müşterek mülkiyete konu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece muhtesat terkini için doğrudan idareye başvurulması gerektiği belirtilerek HUMK’nun 7.maddesi gereğince terkin isteğinin yargı yolu nedeniyle reddine, taşınmaz üzerindeki binanın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, taşınmaz kaydındaki muhtesata ilişkin belirtmenin terkini ve sonradan yapılan binanın davacıya ait olduğunun tespiti ile beyanlar sütununda gösterilmesi isteğine ilişkindir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de, kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlı olarak yapılabilir.
Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca terkin işlemi yapacak merci ise ilgili tapu sicil müdürlüğüdür. Bunun için tapuya başvurulması, hakkın yok olduğu ve sona erdiği belirtilerek terkin talebinde bulunulması, kadastro müdürlüğü elamanlarının zemine giderek hakkın sona erip ermediğini saptaması, bundan sonra da değişiklik beyannamesi düzenlenerek tapuya gönderilmesi gerekir. Terkin işleminden sonra adresi kayıtlarda belirli ise muhtesat sahibine Türk Medeni Kanununun 1019. maddesi gereğince duyuruda bulunulur. Ancak bu tebliğden itibaren 30 gün içinde hak sahibi tarafından terkin işleminin iptali istemiyle dava açılabilir. Değinilen bütün bu işlemlerin yapılacağı yer tapu sicil müdürlüğü olduğundan, doğrudan mahkemeden terkin istemiyle dava açılamaz.
Somut olayda da, dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın beyanlar sütununda yer alan “bu parsel üzerindeki kargir ev … kızı …’ye aittir” şeklindeki belirtmenin kargir evin yıkılarak davacı tarafından yeni bir bina yapıldığı iddiasıyla terkin isteğinde bulunulmuştur. Dava konusu taşınmaz tapu kaydında arsa niteliği ile kayıtlıdır. Taşınmaz üzerindeki mevcut binanın yıkılarak yeni bina yapılması halinde öncelikle cins tashihi yaptırmak gerekmektedir.
Cins tashihi, tapu kütüğünde kayıtlı bir aşınmazın niteliğinin değiştirilerek bir başka nitelikte tapu kütüğüne tescil edilmesidir. Uygulamada sıkça karşılaşan cins tashihi işlemleri, arsa veya araziler üzerine yeni bina inşa edilmesi veya mevcut bina yıkılarak yeni bina yapılması ya da mevcut binanın yıkılarak arsa haline dönüştürülmesi şeklinde görülmektedir.
Arsa veya araziler üzerine yeni bina inşa edilmesi halinde cins tashihi için, ilgisi kadastro müdürlüğü veya şefliğine müracaatta bulunur. Kadastro müdürlüğü veya şefliklerce önce tescil istem belgesi düzenlenerek ilgilinin beyanı alınır ve mahalline gidilmek sureti ile krokili beyanname tanzim edilir. Tamamlanan işlem tapu sicil müdürlüğüne havale edilir. İşlem tapu sicil müdürlüğünde kütüğe tescil edilmek suretiyle ile yerine getirilir.
Mevcut binanın yıkılarak yeni bina inşa edilmesi halinde ise, önce tapu kütüğünde taşınmazın niteliğinin arsa olarak düzeltilir. Taşınmaz arsa niteliğinde ise kadastro müdürlüğü veya şefliğince binayı gösterir krokili beyanname düzenlenerek taşınmazın cinsi doğrudan bina olarak düzeltilir.
Mevcut binanın yıkılarak arsa haline dönüşmesi halinde de yine kadastro müdürlüğü ve şefliklerine başvuru ile kroki hazırlanarak tapu sicil müdürlüğünde değişiklik beyannamesi düzenlenmek suretiyle düzeltme yapılır.
Davacı da paydaşı olduğu taşınmazda mevcut binanın yıkılarak kendisi tarafından yeni bir bina yapıldığını ileri sürerek belirtmenin terkini ile beyanlar sütununa hak sahibi olarak kendisinin yazılmasını istemiştir. Ancak, davacının doğrudan mahkemeye değil, yukarıda cins tashihine ilişkin değinilen işlem basamaklarını gerçekleştirmek için kadastro müdürlüğüne başvurması gerekmektedir. Mahkemenin beyanlar hanesindeki belirtmenin terkini ve yeni binanın yazılması istemini reddi açıklanan gerekçelerle yerinde görüldüğünden hükmün gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan hükmün gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.