Yargıtay Kararı 20. Ceza Dairesi 2018/1389 E. 2018/4800 K. 31.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1389
KARAR NO : 2018/4800
KARAR TARİHİ : 31.10.2018

Mahkeme : TARSUS 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ”12.03.2015, 20.03.2015, 22.03.2015, 29.03.2015” yerine sanık ayrımı yapılmaksızın ”2015” olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ile sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün … yönünden Üye …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, 31.10.2018 tarihinde karar verildi.

(K.O)

Karşı Oy Gerekçesi

Devletin temel görevlerinden biri de “suç işlenmesini önlemektir” kolluk görevlilerinin, şüphelilerin suç işlemeye devam etmesine izin vererek daha fazla ceza almalarını sağlamak gibi bir amaçları olamayacağı gibi, daha fazla ceza almalarını sağlamak için şüphelilerin suç işlemeye devam etmesine fırsat vermeside kabul edilecek bir uygulama
değildir. Aksi halde Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde yer alan “adil yargılanma hakkı” ihlal edilmiş olur.
Kolluğun görevi suçu ve faili belirlemek suçla ilgili delilleri elde etmektir.
Somut olayda şüpheli …’ın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgiler edinilmesi üzerine, Hasan’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun maddi delillerinin ele geçirilmesi amacıyla kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde edilmesi imkanı bulunmaması nedeniyle CMK’nın 135. maddesi uyarınca kullandığı telefonun iletşiminin dinlenilmesine ve kayda alınmasına ilişkin olarak Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.03.2015 tarih ve 2015/179 değişik iş sayılı kararın alındığı, bu karara dayanılarak tedbirin uygulanmasına geçildiği, tedbirin uygulanması sırasında sanık …’ın Diğer şüpheliler … ve … ile sürekli irtibat kurduğu, …’ın evine sürekli gittiği ve bu ikametde uyuşturucu/uyarıcı madde satışı yapılacak kişilerle buluşma yapıldığı şüphesi üzerine … ve …’in kullandığı telefonlarının iletişiminin dinlenilmesine ve kayda alınmasına ilişkin olarak Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.03.2015 tarih ve 2015/179 değişik iş sayılı kararının alındığı, dinlemelerden yola çıkılarak 12.03.2015 tarihinde …’in …’a 0,06 gram eroin sattığı kabul edilerek Abdullah’ın yakalandığı yine aynı gün …’ın… Havuççular isimli şahsa da 0,40 garam eroin sattığı şüphesiyle…’ın yakalandığı ancak sanık …’ın uyuşturucu sattığı evden çıkan kişiler yakalandığı halde …’ın yakalanmadığı hatta evinde bir arama yapılması için Cumhuriyet savcısına haber verilip bir yazılı arama izni için dahi talepte bulunulmadığı; bu olaylardan 10 gün sonra …’ın uyuşturucu madde alıp satmak için Adana’ya gittiği değerlendirilerek Adana’dan Tarsus’a döndüğü sırada evinin yakınında minibüsten indiği sırada yakalandığı ve üzerinde 0,5 gram eroin ele geçirildiği, ancak serbest kaldığı bu eylem nedeniyle de ayrı bir soruşturma dosyası oluşturulduğu fakat olayların birbiri ile irtibatlandırılmadığı; 30.03.2015 günü ise saat 14.15 sıralarında sanık …’in ikametinde Haydar Bedir isimli şahsın şüpheli şekilde öldüğü ve ölümün uyuşturucu madde kulanımından olduğu tespit edilmesi üzerine …’ın yakalandığı anlaşılmıştır.
Kolluk görevlileri 12.03.2015 tarihinde, sanık …’ın “satmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurma” suçunu belirlemiş, sanıkların suçuna ilişkin delil elde etmiş ancak yakalama ve adreste arama yapmamışlar adreste arama yapmayarak sanık …’ın sonraki tarihlerde de uyuşturucu madde satmalarına yol açmışlardır.
Hatta en son olarak 30.03.2015 tarihinde sanık …’ın evinde uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle ölen Haydar’ın ölüm hadisesi sonrası yakalama ve evrak birleştirme işlemi yapılmıştır.
Sanığın uyuşturucu madde satışının tespit edildiği 12.03.2015 tarihli iki ayrı olay nedeniyle işlem yapılması halinde sonraki eylemleri işlemesi mümkün olamayacağı gibi 30.03.2015 tarihinde de ölüm hasisesi de olmayacaktır.
Sonuç olarak; sanık …’ın işlediği 12.03.2015 tarihli ilk suça ilişkin tespitten itibaren yakalanması, kullandığı konutu için arama kararı alınarak hemen arama yapılması, uyuşturucu/ uyarıcı maddelerin ele geçirilmesi, uyuşturucuyu satın alan kişilere hemen teşhis ettirilmesi mümkün olup, bu işlemler yapılmamış, sanığın sonraki tarihli suçları işlemesine ve bir kişinin ölümüne adeta sebebiyet verilmiştir.
Soruşturma delil toplama, suç ve failini belirleme işlemidir, keyfi bir şekilde yürütülemez.
Yürütülmüşse de doğan ağır hukuki sonuçlardan sanık sorumlu tutulamaz.
Açıklanan tüm bu nedenlerle yakalanması ve yeni eylemlere devam etme fırsatı verilmemesi mümkün olan sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olması ve sanık hakkındaki soruşturmanın Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine aykırı şekilde
yürütülmüş olması nedeniyle sanığın “adil yargılanma hakkı” ihlal edildiğinden, sanık hakkındaki hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun … hakkındaki hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum. 31.10.2018