YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15269
KARAR NO : 2011/1434
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 1950 yılında yapılan tapulama işlemleri sırasında 248, 291 ve 510 sayılı parsellerin mera niteliği ile sınırlandırıldığını, 1973 yılında belediye encümen kararı ile mera olan bu parsellerin niteliği değiştirilerek tarla niteliği ile belediye adına tescil edildiğini, anılan parsellerin 01.11.2002 tarihinde kesinleşen imar uygulamasında değişik parsellere ifraz edildiğini, gerek mera niteliğindeki taşınmazların bu niteliklerinin değiştirilmesinin gerekse imar uygulamasında belediye adına yapılan tescillerinin yolsuz tescil olduğunu, tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesin istemiştir.
Davalı … taşınmazların mera vasfını yitirdiğini, yapılan işlemlerde yolsuzluk olmadığını açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Taraflar arasında 248, 291 ve 510 sayılı parsellerin evveliyatının mera olduğu ve yöredeki imar planlarının 01.11.2002 tarihinde kesinleştiği hususunda bir çekişme yoktur.
Her ne kadar 4342 sayılı Mera Kanununun değişik geçici 3. maddesinde belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planları içerisindeki yerleşim yerleri olarak işgal edilen ve mera olarak kullanımına artık olanak bulunmayan taşınmazların tahsis amacının değiştirilmesi suretiyle Hazine adına tesciline olanak sağlanmışsa da bu hüküm ancak öncesi mera olan ve yasada öngörülen unsurları taşıyan taşınmazlar bakımından uygulanabilir. Somut uyuşmazlıkta imar uygulaması suretiyle ifraz yolu ile belediye adına tescil edilen ve öncesi mera olan dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılaşma bulunmadığı saptandığından çekişmeli taşınmazların Hazine adına tescil edilmesinde yasaya aykırılık yoktur. Ne var ki; Bilirkişi raporunda ifraz yolu ile belediye adına tescil edilen bazı taşınmazların belediye hizmet alanı, mesire alanı, ağaçlandırma alanı gibi kamu hizmetine ayrılan alanlar olduğu belirtilmiş, ancak taşınmazların nitelikleri imar planı üzerinde inceleme yapılarak ayrıntılı bir şekilde gösterilmemiştir. Öncesi mera olan bu gibi yerler imar uygulamasında ancak kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla imar planları kapsamına alınabileceğinden (örneğin; meydan, yol, park, yeşil alan, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal binası… gibi ) bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla Hazine adına tescili gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle taşınmazların imar uygulamasında belirtilen niteliklerini tek tek ortaya koymak, bilirkişiden bu konuda ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, öncesi mera olan ve kamunun genelinin yararlandığı bu gibi yerleri “kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla” Hazine adına tescil etmek olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırma ile tüm taşınmazların koşulsuz olarak Hazine adına tescili doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.