YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/469
KARAR NO : 2018/3988
KARAR TARİHİ : 04.10.2018
Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : İstinaf başvurularının esastan reddi
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Temyiz incelemesi, duruşmalı inceleme talebinde bulunan sanık … müdafiinin yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemesi, diğer sanık … açısından talepte bulunulmaması nedeniyle duruşmasız olarak yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurusu süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK.nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp aynı Kanun’un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile sanık … müdafinin temyiz dilekçesinde suç vasfına yanlış belirlendiğini , sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinin ise, delillerin çelişkili olduğunu ve hatalı değerlendirildiğini, sanığın suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirtmeleri karşısında temyiz istemlerinin CMK 294/2. maddesi kapsamında olduğu ve hükümlerin hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede, sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK 302/1 maddesi gereğince, sanıklar müdafilerinin TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİNE, hükmolunan ceza miktarları ile tutuklu kalınan süreler dikkate alınarak, sanık … hakkındaki tahliye talebinin reddine, 04.10.2018 tarihinde üye …’in Yunus’un beraati gerkektiğine ilişkin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
(… hakkındaki hükme ilişkin)
Ceza Muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikte ispat edilmesidir.
Sanık tarafından gerçekleştirildiği şüpheli ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar, sanığın aleyhine yorumlanarak mâhkumiyet hükmü kurulamaz. Cezaya mahkûmiyet ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır.
Dosya kapsamına göre; 21.08.2015 tarihinde diğer sanık …’da eroin ele geçirilmesi üzerine, …’un eroini kendisine …’un verdiğine dair suç atma niteliğinde kalabilecek beyanı ile adına kayıtlı telefon ile …’un kullandığı telefon arasında irtibat kurulduğunu belirten, içeriği bilinmeyen HTS kayıtları dışında sanığın savunmasının aksine, her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetine yeterli kesin delil bulunmadığından, sanık …’un beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olup, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.