Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/7197 E. 2011/2857 K. 11.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7197
KARAR NO : 2011/2857
KARAR TARİHİ : 11.05.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili Avukat … geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R –

Dava, hakem kararının iptâli istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasındaki 02.01.2006 tarihli “128 adet konteyner tesisi ve 2.131 km FO kablo tesisi alt yüklenici genel sözleşmesi”’nin 12. maddesinin e bendinde “taraflar kanun 15/a hükmü kapsamında iptâl davası açma haklarından tamamen koşulsuz ve gayrikabili rücu şekilde feragat ederler” hükmüne yer verilmiş ise de, 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinin A fıkrasının 5. bendi uyarınca, tarafların tahkim anlaşmasına koyacakları bir beyanla iptâl davası açma haklarından feragat edebilmeleri için “her iki tarafın yerleşim yerleri veya olağan oturma yerlerinin Türkiye dışında” bulunması şart olup, sözleşme ve dosya kapsamından tarafların yerleşim yerlerinin Türkiye olduğu anlaşıldığından, sözleşmede kararlaştırılan iptâl davası açma hakkından feragata ilişkin düzenlemenin bağlayıcılığının bulunmamasına, mahkemece bu konunun da red gerekçesi yapılması doğru değilse de, bu yanlışlığın sonuca etkili olmamasına göre davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacılar vekili tarafından hakem kuruluna sunulan dava dilekçesinde, anapara alacağı yanında işlemiş ve işleyecek faiz isteminde de bulunulmuştur. İşleyecek faiz, anapara alacağı yönünden dava tarahinden itibaren karar altına alınması gereken faizdir. İptâl davasına konu, hakemlerce verilen 15.03.2010 tarihli kararda, işleyecek faiz konusunda hüküm kurulmadığı gibi, davacılar alacağı olarak hüküm altına alınan miktarların ne kadarının asıl alacak ve ne kadarının işlemiş faiz olduğu da açıklanmamıştır. Oysa hakemler, tahkim davasında davacının talep konusu yaptığı hususların her biri hakkında olumlu veya olumsuz karar vermekle yükümlüdür. Hakemler, taraflardan birinin talebinin bir kısmını dikkate almazlarsa ilgili tarafın, düzgün ve tam bir hüküm elde edebilmesi için hakem kararının iptâlini istemesinde menfaati vardır. Davacının talep konusu yapmasına rağmen bazı talepleri hakkında hakem heyetince karar verilmemiş olması Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca iptâl sebebidir.
3-Davalı yüklenici vekili tarafından hakem kuruluna verilen 18.02.2009 tarihli cevap dilekçesinde, yüklenici şirket, davacı iş sahiplerinden 250.920 Dolar alacağı bulunduğunu, bu alacakla ilgili karşılık dava veya yeni bir tahkim/takip başlatma haklarını saklı tuttuğunu belirterek, 250.920 Dolar alacak yönünden takas ve mahsup savunmasında bulunmuştur. Davalı yüklenici vekili daha sonra 31.08.2009 tarihinde hakem kuruluna verdiği dilekçede ise, takas ve mahsuba konu ettiği miktar yönünden hesaplama hatası yaptığını belirterek, takas ve mahsubunu istediği miktarı 152.936 Dolara düşürmüştür. Hakem kararında ise, davalı yüklenicinin 31.08.2009 tarihli dilekçesindeki takas ve mahsuba konu miktarın 152.936 Dolar olduğuna ilişkin açıklaması gözardı edilerek, 250,920 Dolarlık miktar dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca hakem veya hakem kurulunun “yetkisini aşması” hakem kararının iptâli için bir neden oluşturur. Diğer bir deyimle, hakemlerin yetkilerini aşmak suretiyle verdikleri bir kararda iptâle tabidir. Burada hakemler ilgili konuda karar vermeye yetkilidir, ancak verdiği karar onlara verilen yetkiyi aşmak suretiyle tesis edilmiştir. Genel olarak tahkim anlaşmasına giren bir konuda talep edilenden fazlasına hükmetmek bu halin bir örneği olarak gösterilebilir. Bu durum devlet yargısında da bozma sebebi olarak kabul edilmiştir (HUMK.m.74). Devlet yargısında hakim, davacının talebi (talep sonucu) ile bağlı olup, bu talepten fazlaya karar veremez. Milletlerarası Tahkim Kanunu’ndan önceki dönemde ve HUMK kapsamındaki tahkimde de hakemlerin talepten fazlasına karar veremeyecekleri Daire’mizin yerleşik uygulaması ile kabul edilmiştir (15. HD. 06.12.1973 gün, 277/317, 15.HD. 08.03.1983 gün 2519/485 sayılı karar, 15.HD. 26.02.1991 gün 327/884 sayılı kararları). Bu nedenle usul hukukunun bir kuralı olarak, mahkemeler gibi hakemlerin de kendilerinden talep edilenden fazlasına hükmetmeleri mümkün değildir. Aksi takdirde hakem veya hakem kurulu yetkisini aşmış olacaktır. Hakem kararı talebe uygun şekilde verilmelidir. Hal böyle olunca, hakem yargılaması sırasında, davalı yüklenici takas ve mahsuba konu ettiği miktarı 250.920 Dolardan 152.936 Dolara düşürdüğü halde hakemlerce 250.920 Dolarlık miktar esas alınarak hüküm oluşturulması hakemlerin yetkilerini aşmış olmaları sebebiyle Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca iptâl sebebidir.
4-Davalı yüklenici vekili hakem kuruluna verdiği cevap dilekçesinde, davacı iş sahiplerinden alacaklı olduğunu iddia ettiği miktar yönünden karşı dava açmamış, sadece takas ve mahsup def’inde bulunarak, karşı dava açma hakkını saklı tuttuğunu dilekçesinin sonuç ve istem kısmında belirtmiştir. Bu durumda, hakemlerce takas ve mahsubu mümkün olan miktarın, davacıların alacağından düşülmesi ile -varsa- kalan davacı alacağı yönünden hüküm kurulması gerekirken, yüklenicinin karşı davası varmış gibi tahsil hükmü kurulması da Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda iptâl sebebi olarak gösterilen “hakemlerin yetkilerini aşmaları” niteliğindedir. Zira, bir önceki bentte açıklanan “talepten fazlaya hüküm verme yasağına ilişkin açıklamalar niteliğine aykırı düşmedikçe davalı için de uygulanır. Bu nedenle hakemler davalının savunması ile de bağlı olup, davalının cevap dilekçesinin talep sonucu bölümünde istediğinden fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremezler. Davalı cevap dilekçesinde sadece takas ve mahsup def’inde bulunduğu halde, cevap dilekçesi ile karşı dava açılmış gibi hakem kararının hüküm fırkasının 9, 10 ve 11. bentlerinde davalı yüklenici lehine -üstelik işlemiş faiz de eklenerek- tahsil hükmü kurulması Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca hakem kararının iptâli sebebidir.
4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinin A fıkrasının e bendinde, hakem veya hakem kurulunun tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar vermesi veya istemin tamamı hakkında karar vermemesi ya da yetkisini aşması hakem kararının iptâli sebebi olarak gösterilmiştir.
Yukarıda açıklanan yönler 4686 Sayılı Kanunu’nun 15/A-e bendine aykırılık oluşturduğundan mahkemece hakem kararının iptâline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, ve 4. bentler uyarınca kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 11.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.