Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14903 E. 2011/1288 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14903
KARAR NO : 2011/1288
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı-birleşen davanın davalısı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.01.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, davalı-birleşen davanın davacısı vekili tarafından, davacı-birleşen davanın davalısı aleyhine 07.06.2010 gününde verdiği dilekçe ile ağaç bedelinin tazmini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 25.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen davanın davacısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, birleşen davasında ise 3360,00 TL ağaç bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalının haksız elatmasının önlenmesine, 249,60 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, birleşen davanın konusu olan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve birleşen davanın davacısı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve birleşen davanın davacısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının maliki olduğu 483 ve 484 sayılı parsellerin çapı kapsamında, bilirkişinin varlığını saptadığı 20 yaşında 2 adet çam ağacı, 40 yaş üstü 5 adet çam ağacı, 3 adet zeytin ağacı, 1 adet de 100 yaş üstünde zeytin ağacı kaldığı, bunların toplam değerinin 3.332,16 TL olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmaz maliki olan davacı, bunların kal’ini istememiştir. Davalı ve birleşen davanın davacısı böylelikle kendisine ait ağaçları başkasının arazisine dikmiş, ancak birleşen davasında temliken tescil talebinde bulunmamıştır.
Gerçekten, Türk Medeni Kanunu’nun 723.maddesi uyarınca ağaçların sökülüp alınamaması halinde arazi maliki de kal isteminde bulunmadığından, arazi maliki sebepsiz zenginleşeceğinden uygun bir tazminat ödemek zorundadır. Ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine ağaç dikilen arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi ağaçların arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile diken ağaç sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde ağaç dikilen arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr.Kemal …, Fikret Eren,Erol Cansel.Türk Eşya Hukuku.Ankara 1978.sh.610).
Ağaçların maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görev olup olayın özelliğine göre ağaçların dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Ağaçların sahibi kötüniyetli ise arazi sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder. Bu değer ağaçlar nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır ( TMK.m.4). Hiç kuşkusuz ağaçların sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir. Ağaçların kal’i hususunda arazi maliki tarafından açılan dava, kal’in aşırı zarara yol açacağı için reddedilmiş olsa bile malzeme malikinin tazminat talebi yoksa hakim re’sen tazminata hükmedemez.
Birleşen davada, karşı dava olarak ağaçların sahibi ağaç bedelini istediğinden, ağaçların sahibine muhik bir tazminat ödenmesi gerekirse de muhik tazminat miktarının ağaçların dava tarihindeki değeri gözetilerek hesaplanması ve olayın özelliğine göre de hakimin takdir yetkisi bulunduğundan gerek duyulur ise, bu takdir yetkisinin kullanılması gerekir.
Mahkemece bütün bu yönler gözardı edilerek yukarıda belirtilen yönteme uygun muhik bir tazminat takdiri yerine hukuki olan konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak birleşen davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı ve birleşen dava davacısının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davalı ve birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.