YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8318
KARAR NO : 2011/9693
KARAR TARİHİ : 21.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … VD.
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 07.01.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar … ve …, davanın reddini savunmuşlar, diğer davalı … duruşmalara katılmamış, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya
./..
2011/8318 – 2011/9693 -2-
bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Somut olayda; davacı, dava konusu taşınmazın alımında annesi davalı …’ye parasal katkıda bulunduğunu, yapmış olduğu katkı oranında hissenin adına tescilini, olmadığı takdirde ödemeye karşılık gelen hisse oranındaki bedelin ödenmesini talep etmiştir. Ancak, davacı yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iddiasını kanıtlayacak yazılı delil sunmadığı gibi inanılanın eli ürünü imzasını taşıyan yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delil de ibraz etmemiştir. Davacı, dayandığı inanç ilişkisinin varlığını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır. Ancak, dava retle sonuçlandığından hükmün gerekçesinin HUMK’nun 438/VII.maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonucu bakımından usul ve yasaya uygun hükmün HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi yukarıda yazılı olduğu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 21.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.