YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6919
KARAR NO : 2010/7800
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.01.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 130 ada 51, 52 ve 56 sayılı parsel malikleri tarafından Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davacılar ve davalı … temyiz etmişlerdir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığıdır. Zorunlu dava arkadaşlığından maksat, değişik kimseler tarafından kullanılması veya değişik kimselere karşı kullanılması şart kılınan hallerde o hak üzerinde muhtelif kişilerin hak sahibi olmalarıdır. Kısaca, o hak dava edilecekse davanın o kimselerin tamamı tarafından açılması veya kendilerine karşı o haktan dolayı bir dava açılacaksa davanın hepsine karşı açılmasıdır. Kuşkusuz zorunlu dava arkadaşlığını maddi hukuk tayin eder. Örneğin, elbirliği halinde mülkiyette bu durum söz konusudur. Elbirliği malikleri birlikte malik oldukları eşya hakkında dava açmak isterlerse davanın elbirliği maliklerinin tamamı tarafından açılması veya elbirliği maliklerine dava açılacaksa tamamının davalı gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda ise; 51, 52 ve 56 parsel sayılı taşınmaz malikleri zorunlu dava arkadaşı olmadıkları halde birlikte dava açmışlar, yargılama sağlıklı bir biçimde yürütülememiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, HUMK’nun 46.maddesi hükmünce yargılamada sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için zorunlu dava arkadaşı olmayan davacıların birlikte açtıkları davayı tefrik etmek, her bir davacı parselinin geçit ihtiyacını kendi bünyesi içerisinde değerlendirerek bir sonuca ulaşmak olmalıdır. Tarafların temyiz itirazları bu nedenle yerinde olup karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine 06.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.