Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7172 E. 2010/8055 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7172
KARAR NO : 2010/8055
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tazminat isteminin kabulüne dair verilen 02.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise taşınmazın rayiç değerinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, yargılama giderleri ile sorumlu olmamak koşuluyla davayı kabul ettiğini, aksi halde sözleşmenin ifa kabiliyeti bulunmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlardaki elbirliği mülkiyet rejimi halen devam ettiğinden tescile ilişkin istemin reddine taleple bağlı kalınarak 40.000 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1- Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğundan dolayısıyla hiçbir ortağın tasarruf edebileceği bir pay söz konusu bulunmadığından tescile ilişkin davacı isteminin reddinde yanılgı yoktur. Diğer taraftan, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin herhangi bir nedenle ifa edilmemesi sonucu vaat alacaklısının alacağına kısmen veya tamamen elde edemediği bir vakıadır. Adem-i ifa sebebiyle de bir zarara uğranır. Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince bu zararın tazmini gerekir. Borçlunun bu sorumluluğuna sözleşme sorumluluğu (akdi sorumluluk) ödenmesi gereken tazminata da akdi tazminat denilmektedir. Taraflar sözleşmelerinde satış vaadine konu taşınmaz değerini 40.00 TL olarak kararlaştırdıklarından sözleşmeye bağlılık (söze sadakat) ilkesi gereği sonradan bu bedelin az veya çok olduğu ileri sürülemez. Bu bedelin dava tarihindeki ulaştığı değer ise taşınmazın rayiç değeridir. Mahkemece, ikinci kademedeki istemin kabul edilerek bu bedeli davalıdan tahsiline karar verilmesinde de bir yanılgı yoktur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hukukumuzda bir davanın kademeli yolla mahkeme önüne getirilmesi mümkündür. Kademeli davada aslında ortada tek bir dava bulunup davacı hukuki himayeyi mahkemeden bu tek dava sebebiyle talep etmekte ancak alternatif istekler öne sürmektedir. Somut olayda davacının mülkiyet aktarımı istemi ayrı, olmadığı takdirde bedel istemi ayrı davaların konusu olmayıp davacı bu isteğinin belirttiği diğer alternatifle de yerine getirebileceğini ifade etmektedir. Hal böyle olunca, mahkemeye sunulan ikinci alternatife dayanılarak kabul edildiğinden davalı vekili için orta yerde reddedilen bir dava varmış gibi avukatlık ücreti takdiri doğru görülmemiştir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davalının bütün davacının 2. bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.