Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4063 E. 2010/4702 K. 27.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4063
KARAR NO : 2010/4702
KARAR TARİHİ : 27.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.03.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık 958,1244 ve 1253 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ağaçlara ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmüne göre arazi üzerindeki ağaçlar mülkiyet hakkı kapsamındadır. Dosyada yer alan tapu kaydından taşınmazın davalı dışında üçüncü kişiler adına da paylı mülkiyet rejimine tabi olarak kayıtlı olduğu görülmektedir.
Türk Medeni Kanununun 688 maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmış olunmaması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen, eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcut bulunur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliği meydana getirir. Her
paydaş mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur. Dolayısıyla, tapu kayıt maliklerinin tamamı, üzerindeki ağaçlarda mülkiyet hakkı sahibidir. Arazi üzerindeki ağaçların kal’i kayıt maliklerinin tamamının hukukunu etkileyeceğinden davalı dışındaki kayıt malikleri davada taraf durumunu almadan aleyhlerine hüküm ve sonuç meydana getirecek şekilde hüküm tesisi mümkün değildir.
Eksik taraf teşkili ile davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; 1253 sayılı parsel ile davacıya ait 1245 sayılı parsel arasında yer alan ve çapına da yansıtılan yolun varlığı zararlandırma unsurunu yok edecek ya da katlanılması gerekir boyuta indirecek nitelikte olması halinde 1253 parsel sayılı taşınmazdaki ağaçlara yönelik istemin reddine karar vermek gerekecektir. Bilirkişi incelemesi ile bu konuda varılan objektif bir takdir, gerekçe olmadan bunların da kesilmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.