Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8849 E. 2011/9780 K. 25.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8849
KARAR NO : 2011/9780
KARAR TARİHİ : 25.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.12.2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, eser bedelinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali, takibin devamı, inkar tazminatı tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, sistemin deneme amaçlı olarak kurulduğunu, kaldı ki ayıplı olduğunu, kurulduğu yerden kaldırıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davacının davalıya ait işyerine hırsızlıktan koruma amaçlı olarak alarm sistemi kurduğu yanlar arasında çekişmeli değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık meydana getirilen eserin ayıplı olup olmadığı, eserin Borçlar Kanununun 360. maddesi çerçevesinde kabul edilip edilemeyeceği ve eser bedelinin ne olacağı hususlarındadır. Diğer taraftan, davalı her ne kadar kurulumun deneme amaçlı yapıldığını savunmuşsa da bu hususu kanıtlayamamıştır. Burada değinilmesi gereken diğer bir husus da ticari satışlarda Türk Ticaret Kanununu 25. maddesinin menkul satımlarında ile Borçlar Kanununun 198. maddesinin uygulanması gerekeceğidir. Mahkemece uyuşmazlık anılan madde hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinden yanılgılı bir sonuca ulaşılmıştır.
Taraflar arasındaki çekişmenin Borçlar Kanununun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine ilişkin hükümleri dairesinde giderilmesi gerekmektedir.
./..
2011/8849 – 2011/9780 -2-

Eser sözleşmesi ilişkisinde yüklenicinin temel borcu bir eser meydana çıkartmak, ortaya çıkan bu eseri ifa olarak iş sahibine teslim etmektir. Teslimden sonra da yüklenicinin borcu ayıba karşı tekeffül borcu olarak devam eder. Buna karşılık iş sahibinin borcu eser bedeli olarak kararlaştırılana ücreti yükleniciye ödemektir. Borçlar Kanunun 360. maddesi dikkate alındığında eserdeki ayıp, eserde sözleşme ve dürüstlük kurallarına göre olması gereken vasıfla fiilen mevcut olan arasında ortaya çıkan farktır. Ayıbın bir ayrımı da, uygulama ve doktrinde açık-gizli ayıp şeklinde yapılmaktadır. Açık ayıplar eserin iş sahibine teslimi anında onun tarafından kolaylıkla görülebilecek ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp eserin tesliminden sonra ve kullanımı sırasında kendini gösteren ayıp türüdür. Kuşkusuz, gerek açık ayıplı işte gerekse gizli ayıplı imalatta ayıp ihbarının Borçlar Kanununu 359 ve 362. maddelerinde öngörülen koşula uyularak yapılması gerekir. Yasanın 360. maddesinde ise işin kusurlu yapılması halinde iş sahibinin hakları düzenlenmiştir. Buna göre yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı ise iş sahibi eseri kabulden kaçınabilir. Bu durumda bedel de ödemesi gerekmez. Fakat, eserdeki ayıp yukarı derecede önemli değil ise iş sahibi fiyatta indirim isteğinde bulunabileceği gibi yükleniciyi tamirata da zorlayabilir. Bunların dışında eser sözleşmesinden doğan davalarda ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı yazılı olarak kanıtlanabileceği gibi sözlü olarak da kanıtlanabilir. Bundan ayrı, iş sahibinin bazı eylem ve davranışlarının varlığı da yerine göre ayıp ihbarı sayılabilir. Ayıp ihbarının yazılı olması buna dayanan tarafa ispat kolaylığı sağlar.
Yukarıda yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Özellikle yargılamanın yapıldığı 06.06.2010 tarihinde dinlenen davalı tanığı … eserdeki ayıbın teslimden kısa bir süre sonra ortaya çıktığını, işyeri sahibinin giderek durumu yükleniciye bildirdiğini fakat onların ilgilenmediğini ifade etmiştir. Bu beyanı 16.06.2010 tarihinde dinlenen tanık …da doğrulamıştır. Kaldı ki, eser bedelinin fatura gönderilerek istenmesine rağmen iş sahibi tarafından ödenmemesi yukarıda belirtildiği üzere eylemli olarak ayıp ihbarının yapıldığını gösterir.
Ayıp ihbarı süresinde yapıldığından eserin durumunun Borçlar Kanununun 360. maddesine göre değerlendirilmesi, bu şekilde reddi gerekip gerekmeyeceğine veya ayıp yukarı derecede önemli değil ise eser bedelinden indirim yapılıp yapılmayacağının yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak incelenmesi, davanın bunun sonucuna göre bir karar bağlanması gerekir.

./..
2011/8849 – 2011/9780 -3-

Mahkemece bütün bu yönler bir yana bırakılarak ve uyuşmazlığın eser sözleşmesi çerçevesinde değil satım gibi değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 5.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.