YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5468
KARAR NO : 2010/6143
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı belediyenin maliki olduğu 233 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin tümünü ve 3 sayılı parseldeki davalıya ait 19/200 payını belediye encümeninin 04.04.2003 tarihli kararı ile satın aldığını, bedelini ödediğini, üzerine arsa değerinden daha kıymetli bina yaptığını, ancak davalının tapuda satış işlemini yapmaya yanaşmadığını ileri sürerek taşınmazların tümünün adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, davacıya yapılan satış işlemlerinin usulüne uygun olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazların ifraz olanağı bulunmadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 684. ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Gerçekten, bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Görülüyor ki, davadaki istemin dayanağı Türk Medeni Kanununun 724.maddesidir. Araştırma ve incelemenin bu madde hükmü çerçevesinde yapılıp sonuçlandırılması gerekir. Kuşkusuz, davanın kabulü için 724.maddede sayılan şartların tümünün varolması halinde de dava konusu edilen taşınmaz bölümünün ifrazının imar mevzuatı dahilinde olanaklı bulunması gerekecektir.
Mahkemece davalı belediyeden ifrazın mümkün olup olmadığı sorulmuş, belediyece imarın ifraz suretiyle yapıldığı, yeniden ifraz olanağı bulunmadığı bildirilmiştir. Ne var ki, keşif sonucu düzenlenen krokide davacının yaptığı binanın 233 ada 1, 2 ve 3 sayılı parselleri kapsadığı görülmektedir. Bu bakımdan davalı belediyeden 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin tevhidi suretiyle ifraz imkanı bulunup bulunmadığı da sorulup saptanmalı, bu şekilde ifraz olanağı varsa istek Türk Medeni Kanununun 724.maddesinde aranan diğer şartlar bakımından da değerlendirilip sonuca bağlanmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.