Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/5944 E. 2010/6502 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5944
KARAR NO : 2010/6502
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı-davalı vekili tarafından, davalı-davacı aleyhine 03.12.2007 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına elatmanın önlenmesi ve taşınmazın tesliminin talep edilmesi üzerine, davalı …. Tic. ve San.Ltd.Şti tarafından 07.02.2008 tarihinde açılan davada intifa hakkının terkini istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi isteminin reddine, intifa hakkının terkinine dair verilen 05.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı (davalı) Total Oil A.Ş.vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra eksiğe gönderilen dosya yeniden gelmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı intifa hakkı sahibi olduğu 2 parsel sayılı taşınmazda akaryakıt istasyonu işletmek üzere davalı ile bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, ancak istasyonun faaliyete geçirilmediğini ileri sürerek intifa hakkına konu taşınmaza ve üzerindeki akaryakıt istasyonuna elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı imar planındaki değişiklikler nedeniyle ruhsat alamadığını, istasyonun işletmeye açılmamasının kendi kusurundan kaynaklanmadığını savunmuş, ayrıca eldeki dava ile birleştirilen davasında da taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle intifa hakkının dayanağının kalmadığını belirterek terkinini talep etmiştir.
Mahkemece elatmanın önlenmesi istemi reddedilmiş, intifa hakkının terkinine karar verilmiştir.
Hükmü davacı(davalı) Total Oil A.Ş. taraflar arasında sulh protokolü düzenlendiğini belirterek bu protokol gereğince karar verilmek üzere hükmün bozulması talepli temyiz isteğinde bulunmuştur.
Dava, intifa hakkına konu taşınmaza elatmanın önlenmesi, birleştirilen dava ise intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Tarafların yargılama sona erdikten sonra ancak karar kesinleşmeden dava konusu uyuşmazlıklarla ilgili bir anlaşma protokolü düzenledikleri ve davacı …nin bu protokol uyarınca tarafların sulh olduklarını belirterek sulh sözleşmesi uyarınca yeniden karar verilmek üzere hükmün bozulmasını istediği anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi, tarafların karşılıklı anlaşarak dava konusu uyuşmazlığı sona erdirmeleri olarak tanımlanan “sulh” kurumu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda düzenlenmemiştir. Ancak, hukuk yargılamasında usul sözleşmeleri düzenlenmesi mümkündür. Bu nedenle taraflar arasında sulh anlaşması yapılmasına engel de yoktur. Ayrıca, HUMK’nun çeşitli maddelerinde sulhten de söz edilmektedir.
Bir usul sözleşmesi olan sulh aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olup karşılıklı icap ve kabulü ile oluşur. Hemen belirtmek gerekir ki bu usul sözleşmesinin yapılabilmesi yine tarafların konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilecekleri davalarda mümkündür. Eldeki davaların konusu tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte bir davaya ilişkin bulunduğundan sulh sözleşmesi olanaklıdır. Burada sulh sözleşmesinin görülmekte olan dava açısından etkilerine değinmek gerekir.
Sulh sözleşmeleri mahkeme önünde olabileceği gibi mahkeme dışı da olabilir. Dava açıldıktan sonra hüküm kesinleşinceye kadar karar düzeltme aşaması da dahil davada sulh olunabilir. Gerek duruşma sırasında tutanağa geçirilerek gerekse duruşma dışında hazırlanan sözleşmenin mahkemeye sunularak tutanağa geçirilmesi ile sulh anlaşması yapılmış olur ve karar kesinleşinceye kadar yapılan her türlü sulh anlaşması mahkeme içi sulh olarak kabul edilir.
Somut olayda da, taraflar 05.11.2009 tarihinde karar verildikten sonra 16.11.2009 tarihinde bir sulh protokolü düzenlemişlerdir. Yukarıda açıklandığı gibi tarafların düzenledikleri sulh anlaşması henüz hüküm kesinleşmediğinden mahkeme içi sulh anlaşması niteliğindedir. Anlaşmanın yapıldığı aşama itibari ile de davacı(davalı) Total Oil A.Ş. sulh anlaşması uyarınca işlem yapılmak üzere mahkemeye başvurmamış olup hükmü temyiz etmiştir. Bu durumda mahkemece temyiz dilekçesi ekinde sunulan 16.11.2009 tarihli sulh protokolü başlıklı belge uyarınca işlem yapılması gerektiğinden hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı(davalı) Total Oil A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.