Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/3542 E. 2010/4391 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3542
KARAR NO : 2010/4391
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.03.2009 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranış sebebiyle ortaya çıkan muarazanın giderilmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalı, zararın meydana geldiği kaynağı bularak tamir ettirdiğini, bir arızanın ortaya çıktığı tespit edilirse bunu da gidereceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının maliki olduğu 36 numaralı bağımsız bölümdeki davacının maliki olduğu 32 numaralı bağımsız bölüme su sızmasına neden olan mutfak, teras ve banyodaki arızanın davalı tarafından giderilmesine, bunun için davalıya 30 günlük süre verilmesine, davacıya ait bağımsız bölümde bilirkişinin saptadığı 400,00 TL zararın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgilere göre davacı 32 numaralı bağımsız bölümün malikidir. Davalının ise bu bağımsız bölümün üst katında yer alan 36 numaralı bağımsız bölüme malik olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 737.maddesi uyarınca herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Yasanın 730. Maddesi hükmüne göre de bir taşınmaz malikinin
mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse durumun eski hale getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararların giderilmesini hakimden isteyebilir. Yasadaki “mülkiyet hakkının yasal kısıtlamalara aykırı kullanılması” sözcüklerinden Türk Medeni Kanununun 737.maddesinde hükme bağlanan taşınmaz mülkiyetinin taşkın kullanılması anlaşılmalıdır. Eğer, mülkiyet hakkı taşkın kullanılmış, komşunun uğradığı bir zarar meydana gelmiş ve bu zarar komşunun mülkiyet hakkını taşkın kullanmasından doğmuş ise mülkiyet hakkını taşkın kullanan kimse komşusunun uğradığı veya uğrayacağı zararları gidermekle yükümlüdür.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Bilirkişinin düzenlediği asıl ve ek raporda davacıya ait bağımsız bölümdeki zararların üst katta bulunan davalıya ait bağımsız bölümün yasa hükümlerine aykırı şekilde kullanılmasından ortaya çıktığı ve bu zararların nasıl giderileceği saptanmıştır.
Bu bakımdan davalının diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
HUMK’nun 389.maddesi hükmüne göre hakimin verilen kararda iki tarafa tanıdığı hak ve yüklediği borçları hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazması, hükmün ilerdeki infazına olanak tanıması gerekir. Aksi takdirde, taraflar arasındaki uyuşmazlık sona ermez ve taraflar yeni bazı uyuşmazlıklar içine düşer. Kısaca, kurulan hükmün ifazı olanaksızdır. O halde mahkemece bilirkişi raporundan da yararlanılarak infazı mümkün olacak biçimde hüküm kurulmalıdır.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.