Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/583 E. 2012/10796 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/583
KARAR NO : 2012/10796
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 28/11/2004-26/01/2006 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalıya ait iş yerinde 28/11/2004 – 26/01/2006 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının çalışmalarının fiili ve gerçek olduğu kabul edilerek davacının 28/11/2004 – 26/01/2006 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece davacının çalışmasının fiili olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan isabetsizdir.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.

Davacı ile ilgili olarak işe giriş bildirgesinde davacının 26/01/2006 tarihinde işe başladığının bildirildiği, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirdiği memurunun 28/09/2005 tarihli tespit tutanağında davacı işçinin çalıştığının tespit edilmemiş olduğu, 04/01/2006 tarihli tespit tutanağında ise sigorta başlangıcının 04/01/2006 olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 5510 sayılı Yasanın 59. maddesinde de açıklandı üzere “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.”
Somut olayda: 28/09/2005 tarihli tespit tutanağında davacı işçinin çalıştığının tespit edilmemiş olduğu, 04/01/2006 tarihli tespit tutanağında ise sigorta başlangıcının 04/01/2006 olarak ve davacının işe giriş bildirgesine göre de işe başlangıç tarihinin 26/01/2006 olarak kuruma bildirildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 04/01/2006 tarihli durum tespit tutanağında davacının da imzasının bulunduğu görülmektedir.
Mahkemece istemin davalı şirket ortağı olarak kabul edilen ve davacının davalı işyerinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle SGK tarafından yapılan soruşturma kapsamında ifadesi alınan Ahmet Muhtar Cirik’in mahkemece ayrıca dinlenmeden bu soruşturma kapsamında vermiş olduğu ifadesi ile yetinilerek karar altına alındığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; 28/09/2005 ve 04/01/2006 tarihli tespit tutanaklarının yasa gereği aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, aksinin de aynı kuvvette belge ile ispatlanabileceği, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği de göz önünde bulundurularak gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtlanmasından sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Karton Teknik Kutu Kapsül Teks. İmal San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne iadesine 12/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.