YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26109
KARAR NO : 2013/16484
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı işyerinde montaj elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesini Mayıs 2009-Nisan 2010 arası ücretlerinin ödenmemesi, aylık ücreti daha yüksek olduğu halde asgari ücretten sigorta primlerinin yatırılması ve son beş yıllık izin haklarının kullandırılmamış olması sebepleriyle haklı olarak feshettiğini belirterek müvekkilinin ihbar ve kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, anlaşma ihtimali olduğunu belirterek cevap dilekçesi vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin ödenmeyen işçilik alacaklarının varlığı sebebiyle davacı tarafından haklı sebeple feshedildiği gerekçesiyle ihbar tazminatı talebi reddedilmiş, diğer istekler ise kısmen hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, İş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.
İş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalıdır.
Somut olayda, sunulan ücret bordroları asgari ücretten düzenlenmiştir. Davacının kıdemi ve vasıflı işçi olduğu, ayrıca yaptığı işin nitelikleri dikkate alındığında ve yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanları değerlendirildiğinde, asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine daha uygundur. Mahkemece ayrıca davacının kıdemi ve yaptığı işe göre ilgili meslek kuruluşlarından ve yukarıda belirtilen mercilerden uyuşmazlık konusu dönemde alabileceği emsal ücret seviyesi belirlenmeli ve dava konusu alacaklar buna göre hesaplatılmalıdır. Yazılı şekilde asgari ücretten yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Dosya içeriğine göre, davalı delilleri arasında ibraz edilmiş olan davalı şirket tarafından keşide edilmiş, alacaklısı işçi olan ileri vadeli bonolar mevcuttur. Davalı vekili, bunların davacı ve aynı işyerinde birlikte çalışan akrabasına kooperatiften ev almaları için ileriye dönük alacaklarına yönelik verildiğini ve borcun ödendiğini beyan etmiştir. Delil durumuna göre, işverence davacıya ücretin aylık olarak ödenmediği, zaman zaman bölümler halinde verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece sözkonusu bonolar dikkate alınarak, vade tarihlerinin ilerideki zamanlar olarak düzenlenmiş olması sebebiyle işveren tarafından geleceğe ilişkin çalışmalara karşılık verildiği kabul edilmeli, davacı alacaklarından mahsup edilmelidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.