YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7600
KARAR NO : 2010/9077
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.01.2009 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile taşınmaz sınırındaki fundalık, çalılık niteliğindeki bir miktar yerin taşınmaz kapsamına dahil edildiğini ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece işlem doğru olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda
2010/7600 – 9077
sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve işlemin re’sen … tarafından yapılmamış olmasına ve … parsel sayılı taşınmaz lehine düzeltme yapılmış bulunmasına, parsel malikinin davada hasım olarak gösterilmesine göre … aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığından reddi gerekirken değişik gerekçelerle reddi doğru görülmemiş ise de hüküm bu davalı yönünden sonuç itibariyle doğru olduğundan … aleyhine yöneltilen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda: … parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında dere sınırındaki 420 numaralı kırık noktanın hatalı tersim edildiği gerekçesiyle düzeltme işlemi yapılmıştır. Mahkemece yapılan keşifte de düzeltme işleminin dayanağı rapor tekrar edilmiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi, tersimat hatasının bulunması halinde mahkemece taşınmaz başında yapılacak keşifte
2010/7600 – 9077
taşınmazın kadastro tespitine esas olan orjinal ölçü değerlerinin paftaya yanlış aktarılıp aktarılmadığının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir(HUMK. m.281). Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmıştır. Ancak alınan bilirkişi raporu işlemi denetlemeye elverişli nitelikte değildir. Dere sınırındaki 420 numaralı kırığın ne şekilde hatalı tersim edildiği belirtilmediği gibi derenin yatak değiştirip değiştirmediği hususu üzerinde de durulmamıştır. Açıklanan nedenlerle taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak orjinal ölçü değerlerinin taşınmaza tam ve sağlıklı olarak uygulanması sağlanarak derenin değişken nitelikte bir sınır olduğu hususu da gözetilerek yeniden bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiğinden eksik incelemeye dayalı hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, 23.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.