YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10209
KARAR NO : 2010/14813
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.04.2008 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesi, sözleşmenin feshi ve menfi tespit istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.11.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı … ile 624 yatak kapasiteli, içinde 2 adet havuz ve işyerleri bulunan dava konusu taşınmazı 23.03.2001 başlangıç tarihli sözleşme ile kiraladığını, sözleşmenin il genel meclisi kararı ile 3 yıl için uzatıldığını, ne var ki aktin her iki taraf bakımında da tahammül edilmez hale geldiğini, bu yüzden 20.03.2008 tarihli feshi ihbar yazısıyla davalıya sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini, davalı idarenin ise feshi kabul etmediğini, böylelikle fesih konusunda taraflar arasında çekişme çıktığını, mevcut çekişmenin giderilmesini, kiralananın ruhsat alınabilecek kısımlarında kiracılık sıfatının tespitini, diğer kısımlar yönünden sözleşmenin feshini, fesih istenen bölümler için borçlu olmadıklarının tespitini, 104 yataklı ….. Palas Oteli için ruhsat alınmak üzere kendilerine yetki verilmesini, sözleşmenin tamamen feshi halinde değer artışından meydana gelen tazminat, mahrum kalınan kar bedeli, kullanılmayan yatırım bedellerine ilişkin olarak şimdilik 40.000,00 TL’nin davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, feshin ancak tam bir tazminat verilmesi koşuluyla istenebileceğini, üstelik davacının yasada öngörülen 6 aylık ihbar müddetine uymaksızın fesih ihbarında bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fesih ihbarı yasanın öngördüğü 6 aylık süre içerisinde yapılmadığından bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiş, karar Dairemizin 14.07.2009 tarihli ilamıyla ve ilamında belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, davacıya bozma kararı uyarınca depo etmesi gereken bir senelik kira parasını depo etmek üzere mehil verilmiş ve verilen sürede ara kararı gereği yerine getirilmediğinden, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, 23.03.2001 başlangıç tarihli hasılat kira sözleşmesinin her iki taraf bakımından da tahammül edilmez hale geldiği ve tarafların Borçlar Kanununun 274.maddesi hükmünden yararlanarak ancak akti feshetmek yetkisine sahip oldukları, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen karardan anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, hasılat kira sözleşmesinin tarafları Borçlar Kanununun 274.maddesi hükmünden yararlanarak sözleşmenin süresi dolmadan feshini isteyebilir. Yine Dairemizin bozma kararında vurgulandığı gibi, yasanın 286.maddesine göre sözleşmenin aktin hitamından evvel feshi için iki taraftan birinin diğerine tam bir tazminat ödemesi gerekir. Sözü edilen hükmün 2.fıkrasına göre de, kiralayana veya kiracıya verilecek tazminat bir senelik kiradan aşağı olamaz.
Davacının, tazminata esas olacak depo etmesi gereken bir yıllık kira parası miktarına gelince; Davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde, 23.03.2001 başlangıç tarihli sözleşme kapsamında ödenmesi gereken kira parasının 2.458.797,56 TL olduğunu kabul etmiştir. Yine aynı sözleşme kapsamında kaldığı halde 32’li motel ve umumi havuzdan yararlanamadığını, bunların kira parasının tazminat miktarından düşülmesini de kabul ederek, ödenmesi gereken tazminat tutarını 1.758.986,29 TL olduğunu bildirmiştir.
Gerçekten, Borçlar Kanununun 272.maddesinin yaptığı yollama sebebiyle olaya uygulanması gereken aynı Kanunun 250.maddesi gereğince, kiralanan, kira süresi içerisinde kiracının bir kusuru olmaksızın kullanılamaz bir duruma veya önemli derecede ayıplı hale gelirse, kiracı ücretten mütenasip bir miktarın tenzilini veya ihtara rağmen bu müddet zarfında durum bertaraf edilmezse aktin feshini talep edebilir. Dolayısıyla, davacının kira sözleşmesi kapsamında kaldığı halde kullanamadığını belirttiği 32’li motel ve umumi havuza karşılık gelecek kira paralarının hüküm altına alınacak tazminattan indirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacının yararlanamadığını iddia ettiği 32’li motel ve umumi havuz sebebiyle kiralayan davalıya diyeceklerini sormak, varsa delillerini toplamak, bu iki ünitenin kullanılamadığı sonucuna varılırsa kira parasından bunlara karşılık gelecek tutarın ne olduğunu davacının kabul beyanı da gözetilerek bilirkişiye hesaplatmak, tazminat miktarından bu tutarı tenzil etmek ve tenzil edilmiş bu miktarı davalı kiralayana ödenmek üzere davacı kiracıya depo ettirmek, davacının feshe ilişkin istemini ve davadaki diğer istek kalemlerini bunun doğrultusunda inceleyip değerlendirmek, sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin bozma kararında “davalının almaya hak kazandığı bir senelik kira parasının belirlenmesi…” gereğine değinildiği halde, yukarıda belirtilen nedenler bir yana bırakılarak hatalı olarak kurulan ara kararına uyulmadığından bahisle yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.12.2010 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, yerel mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın Daire çoğunluğunun bozma kararına katılmıyorum.