YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2902
KARAR NO : 2010/3878
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.08.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, müdahil Hazine tarafından verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, müdahilin isteminin kabulüne dair verilen 06.05.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında davalı … adına tespit ve tescil edilen 148 ada 41 ve 42 numaralı parsellerin vakıfname kapsamında idarenin özel mülkiyetinde bulunduğu gerekçesiyle tapunun iptali ve adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davaya 18.12.2002 tarihinde müdahil olarak katılan Hazine, dava konusu taşınmazların yayla olduğunu belirterek tapunun iptali ile özel siciline yazılması isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın reddine, müdahil Hazine’nin isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
1-Dava konusu taşınmazlardan 148 ada 41 sayılı parselin kadastro mahkemesinin 1994/561 esas 1996/118 karar sayılı ilamı ile yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ve bu kararın 02.12.1998 tarihinde kesinleşmiş bulunması sebebiyle davacının bu parsele yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacının 148 ada 42 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Her ne kadar mahkemece dosyaya sunulan kanıtlar, bilirkişi raporu, Dairemiz ve Yargıtay’ın çeşitli dairelerince verilen kararlara da atıf yapılmak suretiyle dava konusu yerin yayla olduğu kabul edilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Gerçekten; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
Davacı … İdaresi davasında, çekişmeli taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını, dayandıkları vakıfname kapsamında ve vakfın özel mülkü niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür.
Yaşamını genelde çiftçilikle sürdüren kişilerin hayvanlarını otlatmakta olduğu yaylaya yakın bölgelerde ikamet etmek, ziraat yapmak, bağ ve bahçe yetiştirmek için tarım taşınmazlarına ihtiyaçları olacağı ve bu amaçlarına uygun kazanmaya elverişli bazı taşınmazları mülk edinebilecekleri olgusunu göz ardı etmek, mera, yaylak ve kışlak gibi bölgelerden insanları soyutlamak mümkün değildir.
İddia ve savunma ile az yukarıda anlatılanlara göre, davada sağlıklı bir sonuca ulaşmak ve davacının dayandığı vakıfnamenin kamu malı niteliğindeki yayla sınırları içerisinde kalması halinde, yaylaların özel mülkiyete konu olamayacağı hususunun irdelenebilmesi için dava konusu taşınmazın kadim … Köyü sınırları içinde kalıp kalmadığının ve bu köyün ikamet edilen veya tarım alanları kapsamında olup olmadığının saptanması önem kazanmaktadır.
O nedenle, öncelikle … köyünün kuruluş tarihi İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünden sorulmalı, böylelikle … Köyünün kadim köy olup olmadığı yönü üzerinde durulmalı, yine bu köye ait en eski tarihlisinden başlamak üzere idari sınır belgeleri ile sınırlar bir haritaya bağlanmışsa haritası da istenilmeli, … Köyüne ait mevcut en eski sınırname yerel bilirkişiler yardımıyla keşfen zemine uygulanmalı, köyün kuruluşundaki idari sınırları belirlenmeli, dava konusu taşınmazın … Köyünün ilk idari sınırları kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, eğer dava
konusu taşınmaz kadim … Köyünün idari sınırları içersinde kalıyorsa seçilecek ve keşifte bulundurulacak harita mühendisi bilirkişiye daha önce sağlanacak eski tarihli memleket haritasındaki durumu incelettirilmeli, köyün ikamet edilen veya tarım alanları içinde kaldığı belirlenirse özel mülkiyete konu teşkil edeceği kabul edilmeli, bu arada taşınmazın kadastro tutanağı edinme sebebi sütununda yerel bilirkişiler çekişmeli yerin kadim …
Köyünün tarım alanında kaldığını, dava dışı şahıs tarafından kullanıldığını belirttiklerinden tutanak bilirkişilerinin sözleri denetlenmeli, taşınmaza ilişkin tutanak ve varsa dayanağı belgeler de getirtilmek suretiyle bu belgeler de incelenerek bütün bunların sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır.
Tüm bu inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.