Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/5958 E. 2010/6994 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5958
KARAR NO : 2010/6994
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için diğer koşulların yanında imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir. Bu hususun inceleme ve araştırma dışı bırakılması doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle davalı Hazine yararına bozulmalıdır.
2-Davacıların temyiz itirazlarına gelince;
HUMK’nun 417. maddesi hükmüne göre yasada gösterilen ayrıcalıklar dışında mahkeme masraflarının aleyhine hüküm kurulan tarafa yükletilmesi, davada her iki tarafta kısmen haklı çıkmışsa bu masrafların mahkemenin takdir edeceği şekilde aralarında bölüştürülmesi gerekir. Yasanın öngördüğü bu kural bir yana bırakılarak yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmış olması da usule aykırıdır.
Karar bu nedenle de davacılar yararına bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine, (2). bent uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 14.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.