Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4689 E. 2010/5473 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4689
KARAR NO : 2010/5473
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 05.12.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 132 ada 81 parsel, 134 ada 223, 228, 229 ve 713 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında murisinin “… kızı …” şeklinde yazılı olan kimlik bilgisinin “… kızı …” olarak düzeltilmesini; 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında ise davacının “İbrahim” olan baba adının Halil olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanılarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, kaydında düzeltme yapılması istenen taşınmazlardan 132 ada 81 parsel, 134 ada 228, 229 parsel ve 713 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın kabulüne dair hüküm doğru olmuş bu nedenle davalı idare vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davaya konu 123 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; söz konusu taşınmaza ilişkin tanık dinlenmediği gibi kolluk araştırması da yapılmamıştır. Ayrıca, davacı ile aynı köy, aynı hanede nüfusa kayıtlı İbrahim oğlu 1937 doğumlu …’in bulunduğu ve 1964te öldüğü bildirilmiştir. Bu hususun da tanıklardan ve gerekirse İbrahim oğlu 1937 doğumlu … mirasçılarından sorulup, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde araştırma ve soruşturma yapılarak tapu kayıt malikinin kimliği kesin olarak belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve soruşturma sonucu 123 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin istemin kabulü doğru olmamıştır.
3-Ayrıca davaya konu 134 ada 223 parsel sayılı taşınmaz malikinin davacı ve murisi olmadığı anlaşılmakla, bu parsel yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu taşınmaz için davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Tüm bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2). ve (3). bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 10.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.