Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6190 E. 2010/6981 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6190
KARAR NO : 2010/6981
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.10.2007 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılardan … ve …, davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalılar …, … ve … yönünden davanın kabul nedeniyle kabulüne, diğer davalılar … ve … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
Somut olayda; davalılardan … ve …, davacının mirasbırakana bakıp gözetmediğini, sözleşmenin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı düzenlendiğini ileri sürmüş iseler de; sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan bu iddianın dinlenme olanağı yoktur. Kaldı ki; davalı tanıkları da, davacının edimlerini yerine getirdiğini belirtmişlerdir. Davalılar ayrıca muvazaa iddiasını da kanıtlayamamışlardır. Diğer davalıların davayı kabul etmeleri dahi muvazaanın olmadığının kanıtıdır.
Hal böyle olunca; mahkemece davanın tümden kabulü gerekirken yazılı olduğu biçimde kısmen kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; tarafların mirasbırakanı …’in, Ereğli Sulh Hukuk mahkemesinin 2007/1333 E. 1353 K. sayılı veraset ilamında mirasçıları arasında iki tane … isminde mirasçısı olduğu görülmekte olup, karar başlığında ise davalılar arasında sadece …’ın bulunduğu anlaşılmakla tereddüt yaratan bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.