Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/15489 E. 2012/17128 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15489
KARAR NO : 2012/17128
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ayakta dik pozisyonlandırma cihazı bedeli olan 18.390.00 Euronun fiili ödeme tarihinde geçerli olan döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca … için açılmış bir yıl içindeki mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı T.C …… Hastanesi’nin düzenlediği 13.12.2006 tarih 8457 sayılı Sağlık Kurulu raporundaki görüş uyarınca alınan”ayakta dik pozisyonlandırma cihazı “(moturlu kalkış, motorlu sürüş cihazı)’nın bedeli olan 18.390.00 …’nun fiili ödeme tarihinde geçerli olan döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca … için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsilini istemiştir.
Davanın kısmen kabulü ile, 18.154.91 …’dan 3.154.91 …’nun 15.10.2007 tarihinden,7.000.00 …’nun 19.11.2007 tarihinden 8.000.00 …’nun 20.12.2007 tarihinden itibaren Kamu Bankalarınca … cinsi para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek mevduat faizi ile ödeme tarihindeki T.C … Bankası … döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiliyle, davacıya verilmesine ilişin yerel mahkemenin 19.11.2009 günlü kararının davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda, cihazın ödemeye esas bedelinin eksik araştırma ve soruşturmaya göre belirlendiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının tıbbi cihaz alacağı 14.289,91 …’dan 3.390.00 …’nun 15.10.2007 tarihinden,7.000.00 …’nun 19.11.2007 tarihinden 3.899,91 …’nun 20.12.2007 tarihinden itibaren Kamu Bankalarınca … cinsi para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek mevduat faizi ile ödeme tarihindeki T.C … Bankası … döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiliyle, davacıya verilmesine, karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin bedeli istenen cihazın rayiç bedelinin belirlenmesine ilişkin kararı yerindedir. Ancak cihaz bedelinin … cinsinden ödenmesine ilişkin karar isabetsiz olmuştur.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan BK’nun 83. Maddesine göre: “Mevzuu para olan borç memleket parasıyla ödenir. Akit tediye mahallinde kanuni rayici olmayan bir para üzerine varit olmuş ise akdin harfiyen icrası “aynen ödemek” kelimeleri veya buna muadil sair tabirat ile şart edilmiş olmadıkça borç vadenin hulülü günündeki rayici üzerinden memleket parasiyle ödenebilir. (Ek fıkra: 14/11/1990 – 3678/29 md.) Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Öğretide çoğunlukla benimsendiği gibi, BK’nun 83. maddesi, ifası gereken yabancı para borcunun ödenmesi konusunda iki yol benimsemiştir. Borçlu borcun ödenmesinde henüz temerrüde düşmemiş ise, doğrudan doğruya sözleşmede açıklanan yabancı parayı aynen ödeyerek borcundan kurtulacak; sözleşmede borç miktarının yabancı ülke parası üzerinden ifade edilmesi ile yetinilmemiş, ayrıca ödemenin efektif dövizle yapılması “aynen ödenecektir” denilerek veya bu anlama gelen sözlerle ifade edilmişse, borçlu Türk parası ile ödemede bulunamayacak, borcunu yabancı ülke parası ile ödemek zorunda kalacaktır. Bu durum dışında, borçlu ödemeyi yüklendiği yabancı para miktarını Türk parasına çevirerek, Türk parası ile ödeyecektir. Burada borçluya teknik anlamda bir seçim hakkı değil, alternatif yetki tanınmıştır. İkinci yol olarak, borçlu temerrüde düşerse, BK’nun 83. maddesine 3678 sayılı Yasa ile eklenen 3. fıkra uyarınca, borçlu 83/II. fıkranın öngördüğü seçim yetkisini kaybetmekte, bu yetki alacaklıya geçmektedir. Alacaklının seçim yetkisi iki yönlüdür. Sözleşmede kararlaştırılmışsa, yabancı para borcunun aynen efektif olarak veya bunun Türk parasına çevrilerek ödenmesini isteyebilir. İkinci seçeneği tercih ettiği takdirde, çevirme tarihi olarak ya vade gününü ya da fiili ödeme gününü seçebilecektir. Alacaklıya tanınan bu olanak, doğrudan doğruya kanundan doğan özel bir tercih hakkı olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda taraflar arasında dava konusu cihaz bedelinin yabancı para ile ödenmesi konusunda bir anlaşma yoktur. Hal böyle olunca alacağın Türk Lirası olarak hükme bağlanması yerine … cinsinden alacağa karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.