Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4102 E. 2010/4885 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4102
KARAR NO : 2010/4885
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2007 gününde verilen dilekçe ile bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakla elatmanın önlenmesi-kal ve muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı şirketin … ada 9 parsel sayılı taşınmazı da intifa hakkı sahibi olduğunu ve bu yerde davalı … Paz. Tur.San ve Tic. Ltd. Şti. verdiği bayilik yoluyla intifa hakkını kullandığını, bu arada müvekkilinin Aygaz A.Ş. ile yaptığı sözleşme nedeniyle bayisine otogaz satış sözleşmesi süresi sonuna kadar otogaz satışına izin verdiğini, ancak sözleşme süresinin dolduğunu, buna rağmen Aygaz A.Ş.nin ve diğer davalının otogaz tesislerini kaldırmadığını ve tabelaları da bulundurmaya devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine, otogaz tesisinin kal’ine ve taraflar arasında muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Ş. kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, otogaz satış sözleşmesi süresinin 06.06.2007 tarihinde sona ereceğini, davacının iddia ettiği gibi onay süresinin 5 yıl olmasında dahi kar payı alımına devam edildiği bu durumun dahi sözleşme ilişkisinin devam ettiğini gösterdiğini belirtmiş, ayrıca 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna göre, davacının bir yerde sadece kendi ürünlerinin satılmasına yönelik olarak yapacağı bir sözleşmenin hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Paz. Tur.San ve Tic.Ltd.Şti., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 02.01.2001 tarihli sözleşme uyarınca davacının otogaz satışına 5 yıl süre ile onay verdiği 06.06.2000 tarihli otogaz satış sözleşmesi süresinin 7 yıl olmasının onay süresini uzatmayacağı kar payı almaya devam etmenin de örtülü kabul oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Davacı yan, intifa hakkı sahibi oldukları taşınmazda bu hakka dayanarak elatmanın önlenmesi isteğinde bulunduğunu ileri sürmekte ise de dayanılan vakıalar doğrultusunda uyuşmazlığın temelini intifa hakkını davacı adına kullanan bayi ve bu bayi ile diğer davalı …Ş’nin yaptığı otogaz satış sözleşmesi ve bu sözleşmeye onay veren çerçeve sözleşmede tanınan sürenin sona erdiği iddiası oluşturmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacı …nin 3334 ada 9 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı sahibi olduğu ve bu yerde davalı … Paz. Tur.San ve Tic.Ltd.Şti.ye bayilik verdiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket, … Paz. Tur.San ve Tic.Ltd.Şti.nin de içinde bulunduğu çok sayıda bayisine bu tip tesislerde belli bir süre için otogaz satışı izni vermiştir. Bu arada davacı, davalılardan Aygaz A.Ş. ile otogaz tesisi kurulması ve satış yapılmasına onay verme anlamında bir çerçeve sözleşme imzalamıştır. Bu çerçeve sözleşme 02.01.2001 tarihli olup buna göre, bu sözleşmenin ekindeki bayi listesinde bulunan tesislerde net kardan %15 pay almak şartıyla otogaz satışına izin verilmiştir. Ekli listede yer Alan tesislerden birinin de 72. sıradaki davalılardan … Paz. Tur.San ve Tic.Ltd.Şti. ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Listede … Paz. Tur.San ve Tic.Ltd.Şti. ile Aygaz A.Ş arasındaki otogaz satış sözleşmesinin başlangıç tarihi Haziran 2000 süresi de 5 yıl olarak gösterilmiştir.
Açıklanan bu somut olgulardan sonra, davacının çerçeve sözleşmedeki onay süresinin dolduğu iddiasıyla elatmanın önlenmesi ve kal isteminin yerinde olup olmadığı irdelenmelidir. Gerçekten de, çerçeve sözleşmenin ekindeki listede otogaz satış sözleşme süresi 5 yıl olarak gösterilmiş, dosya içerisinde bulunan otogaz satış sözleşmesinin 06.06.2000 başlangıç tarihli ve süresinin 7 yıl olduğu anlaşılmıştır. Çerçeve sözleşmede ise otogaz satışına onay süresi sözleşmenin 3-a maddesinde belirlenmiştir. Bu maddeye göre davacı POAŞ, sözleşme ekindeki listede belirtilen istasyonlarında Aygaz A.Ş.nin “otoaygaz” markası ile satış yapmasını Aygaz A.Ş. ile istasyon arasında imzalanmış olan otogaz satış sözleşmesi sürelerinin sona ermesine kadar izin vermiştir. Süresi sona eren sözleşmelerle ilgili olarak taraflar sona erecek ilk sözleşmenin bitim tarihinden 3 ay önce bir araya gelerek durumu değerlendireceklerdir. Dosya incelendiğinde, davacının davalı …’a sözleşme süresi dolmadan önce 26 Şubat 2004, 05 Nisan 2004, 07 Ekim 2004 tarihlerinde bu sözleşmeyi yenilemeyi düşünmediklerini belirten yazılar gönderdiği görülmektedir. Ayrıca Beyoğlu 41. Noterliğinden gönderilen 22.03.2007 tarihli ihtarname ile davaya konu istasyondaki otogaz faaliyetlerinin durdurulması ve tesislerin kaldırılmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Son olarak da davacı 03.05.2007 tarihinde işbu davayı açmıştır.
Çerçeve sözleşme dikkate alındığında sözleşmenin süreli olduğu ve yenilenmesinin tarafların anlaşmasına bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı POAŞ ile davalılardan Aygaz A.Ş arasında böyle bir mutabakatın sağlanamadığı, tam aksine davacının söz konusu sözleşmeyi yenilememe konusundaki iradesini karşı tarafa bildirdiği görülmektedir. Davacı şirket, bununla birlikte ihtarlardan ve davanın açılmasından sonra da çerçeve sözleşmeye göre kendisine düşen kar payını almaya devam etmiştir. Ayrıca davalı … AŞ’ye 29.11.2006 tarihli yazılı bildirimde bulunmuş, bu bildirimde otogaz satışı yaptığı istasyonlara kendi amblemlerinin konulmasını istemiştir.
Somut olay, bu şekilde ortaya koyduktan sonra taraflar arasındaki bayilik sözleşme ilişkisinin devam edip etmediği olgusunun saptanması gerekmektedir.
Bayilik sözleşmeleri kanunda düzenlenmemiştir. Bu nedenle bayilik sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Borçlar Kanununun sözleşmeye ilişkin genel hükümlerinden yararlanılmaktadır. Bilindiği gibi sözleşme “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir” şeklinde tanımlanmaktadır. Borçlar Kanununun 1. maddesinde tanımını bulan sözleşmenin tamamlanabilmesi için rıza beyanı açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir.
Taraflar arasındaki 02.01.2001 tarihli sözleşme ile davalılar arasındaki otogaz satış sözleşmesinin süresi sonuna kadar davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmazda bu hakkını kullandırttığı bayisinin otogaz satışına oluru vardır. Otogaz satış sözleşmesinin 06.06.2000 tarihli ve 7 yıl süreli olduğu nazara alındığında bu sürenin 06.06.2007 tarihinde sona ereceği açıktır. Davacı 02.01.2001 tarihli sözleşmede bu sürenin 5 yıl olarak gösterildiğini ileri sürerek 06.06.2005 tarihinden sonraki süre için otogaz satışına onaylarının olmadığını ileri sürmüş ise de, dayandıkları 3-a maddesinde açıkça bayii ile Aygaz A.Ş arasındaki otogaz satış sözeşmenin süresi sonuna kadar onay verildiği hususunda taraf iradeleri birleştiğinden sürenin 06.06.2007 tarihinde sona ereceğinin kabulü gerekir.
Ancak burada davacının otogaz satış sözleşmesine 5 yıl süreyle onay verdikleri iddiasının da tartışılmasında yarar vardır. Bu süreyi 5 yıl olarak kabul ederek değerlendirme yaptığımızda;
Davacı sözleşmeye uzatılmayacağı da davalılara bildirilmiştir. Ne var ki, davalılar faaliyetlerini sona erdirilen sözleşme hükümleri çerçevesinde sürdürmeye devam ettirmişlerdir. Davacı da bu duruma 22.03.2007 tarihli ihtarına kadar ses çıkarmamıştır. Bu nedenle taraflar arasında bayilik sözleşmesinin aynı koşullarda devam ettiği savunulmaktadır.
Gerçekten de, sözleşme süre bitmesine rağmen aynı koşullarda fiilen devam ettirilmiştir. Sözleşmenin kurulmasında olduğu gibi devamında da tarafların rızasının açık ya da örtülü olabileceği kuşkusuzdur. Davacı yanın sözleşme ilişkisinin sürdürülmesine dair açık bir beyanı yoktur. Susma (olumlu ya da olumsuz) bir beyanda bulunma olarak kabul edilemez. Ancak bazı durumlarda, Borçlar Kanunu 1/2 maddesi anlamında örtülü bir irade beyanı sayılabilir. Bu örtülü beyanın karşı taraf açısından olumlu yönde bir irade beyanı kabul edilip edilmeyeceği Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca değerlendirilerek saptanmalıdır. Ayrıca karşı tarafın susmanın kendisine örtülü bir irade beyanı olarak bağlanmasına yol açan olguları bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekir.
Somut olayda taraflar tacirdir. Eylemli olarak iki yılı aşan otogaz satışına ses çıkartılmaması, kar payı almaya devam edilmesi ve 29.11.2006 tarihli bildirim ile Aygaz A.Ş’nin otogaz tesislerinde kendi amblem ve logolarını kullanmasının istenmesi olgularının karşı tarafça sözleşmenin aynı koşullarda devam ettiğinin kabulü anlamına geleceğini davacı yanın basiretli bir tacir olarak öngörmesi gerekir. Ayrıca dosya içeriğinden davacının otogaz satışı lisansı aldıktan ve kendisinin de otogaz satışı yapabilme koşullarının oluşmasından sonra tesislerin boşaltılması ihtarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davacının 22.03.2007 tarihli ihtarnemesi ile sona erdirme iradesini açıkladığı dönem itibarıyla bu tarihten sonra sona erecek otogaz satış sözleşmeleri için sonuç doğuracağı açıktır. Diğer bir anlatımla, davalılar arasında 06.06.2007 tarihinde başlayacak olan yeni kira dönemi için davacının örtülü rıza beyanının ortadan kalkmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamaları özetlersek, davacı ile davalı …Ş arasında yapılan 02.01.2001 tarihli çerçeve sözleşmesinin 3/a maddesine göre otogaz satış sözleşmesinin süresi sonuna kadar verilen onayın 06.06.2007 tarihinde sona ereceği açıktır. Davacının iddia ettiği gibi süre 06.06.2005 tarihinde bitse dahi sürenin uzatıldığı hususundaki örtülü kabulü nedeniyle davalılara gönderilen 22.03.2007 tarihli ihtarnamenin 06.06.2007 tarihinden sonraki dönem için otogaz satışına verilen onayın ortadan kaldırıldığının
kabulü gerekmektedir. Bu durum bu karşısında davanın açıldığı 03.05.2007 tarihi itibariyle davalıların sözleşmeye aykırı davaranışlarından söz edilemeyeceğine göre davanın reddi gerekirken yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.