YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8890
KARAR NO : 2011/9630
KARAR TARİHİ : 20.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eserde ortaya çıkan ayıpların giderilmesi için gerekli bedelin tahsili istemiyle açılmıştır.
Davalı, akti ilişkinin varlığını kabul etmiş, kullanılacak malzemeyi iş sahibinin seçtiğini, ayıpların da kullanılan malzemeden kaynaklandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin tespit ettiği ayıplı işlerin bedeli toplamı 5.350,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının meydana getirdiği eserde ayıp bulunup bulunmadığı, varsa ayıpların hangi taraftan kaynaklandığı ve ayıplı işlerin bedelinin ne olacağı hususunda toplanmaktadır.
08.09.2005 tarihli sözleşmede yüklenici, imalat ve işçilik hatalarına karşı iş sahibine 6 yıl süreyle garanti verdiğinden ve iş sahibinin muayene ve ihbar yükümlülüğü bu suretle sözleşmeyle kaldırıldığından, işi garanti süresindeki ayıpları gidermeyi yüklenicinin peşinen üstlendiği kabul edilmelidir.
Eserdeki ayıpların varlığı da bilirkişi raporuyla sabittir.
Ne var ki, bilirkişi eserde kullanılan malzemenin davacı tarafından seçildiğini ve eserdeki ayıpların bu malzemenin kötü olması sebebiyle ortaya çıktığını belirterek, ayıplı işlerin toplamında indirim yapılması gerektiğini kabul etmiş, bu görüş mahkemece de benimsenmiştir.
./..
2011/8890 – 2011/9630 -2-
Borçlar Kanununun 361.maddesine göre yapılan şeyin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça beyan ettiği mütalaaya aykırı olarak iş sahibinin verdiği emir sonucu meydana gelmişse veya ayıbın nedeni herhangi bir sebeple iş sahibine ait ise “iş sahibi o şeyin kusurlu (ayıplı) olmasından mütevellit haklarını dermeyan edemez.” Yasada “iş sahibinin verdiği emirlerden” söz edildiği için işin seyri sırasında iş sahibinin olası tavsiyeleri yükleniciyi bağlayıcı bir talimat sayılmaz. Malzemenin iş sahibi tarafından seçilmesi durumunda da yüklenicinin imalatta kullanılmak üzere kendisine verilen malzemeyi imalat aşamasına geçmeden muayene etmesi, şayet bu muayene sonucu malzemenin imalatta kullanılamayacak nitelikte olduğu anlaşılırsa iş sahibini uyarması, bu uyarıda eserin ayıplı olarak ortaya çıkacağını ve bu ayıptan iş sahibinin sorumlu olacağını bildirmesi gerekir. Aslında bu bildirim, yüklenicinin sadakat ve özen borcu gereğidir. Bu bildirim yapılmamışsa, eserdeki ayıp iş sahibinin emriyle meydana gelse dahi yüklenici ayıptan sorumludur.
Somut olayda; davalı yüklenicinin uyarma borcunu yerine getirdiğine ilişkin bir delil bulunmadığından, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kusur dağılımı yapılması ve ayıplı işler bedelinden iş sahibi aleyhine indirimde bulunulması, mahkemece de bu raporun benimsenmesi yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olmuştur.
Ancak, hüküm davacı tarafından değil davalı yüklenici tarafından temyiz edildiğinden, bütün bunlar bozma nedeni yapılamamış, düşülen yanlışlığına değinilmekle yetinilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 20.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
…