Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10612 E. 2010/11767 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10612
KARAR NO : 2010/11767
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı ile aynı apartmanda bağımsız bölüm malikleri olduklarını, davalının üst katta bulunan binasından alt kattaki banyosuna su sızdığını, su sızıntısı şeklinde oluşan muarazanın hükmen giderilmesini istemiştir.
Davalı, zararın kendisine ait bağımsız bölümden kaynaklanmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının bağımsız bölümünden davacının aynı yer alt katta bulunan dairesine sızan su arızasının tamiratının engellenmesine ilişkin müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden tarafların bir binada altlı üstlü oturdukları, bilirkişi raporuna göre de; davalıya ait üst kattaki bağımsız bölümden alt kattaki davacı banyosuna suların sızması suretiyle zarar verildiği sabittir.
Öncelikle belirtilmelidir ki; Türk Medeni Kanununun 748. maddesinin ilk fıkrası uyarınca komşu taşınmaz malikinin iyileştirme veya somut olayda olduğu gibi tamirat yapılması zarureti ortaya çıkarsa komşusuna taşınmazını geçici olarak kullandırma borcu bulunmaktadır. Diğer taraftan yasanın 750. maddesi hükmüne göre de her taşınmaz malikinin komşuluk hukukundan doğan yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine kendi yararlanması oranında katılma yükü vardır. Bütün bunların dışında HUMK’nun 389. maddesi gereğince kurulan hükümde tarafların hakları ve borçlarının hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Gerçekten, bu hüküm uyarınca taraflar hükmün infazı esnasında yeni uyuşmazlıkların içine düşürülmemelidir.
Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece, uyuşmazlık yukarıda sözü edilen Türk Medeni Kanununun 748 ve 750. maddeleri çerçevesinde değerlendirilip sonuçlandırılmalı, kurulacak hükümde infazın nasıl yapılacağı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilmeli, özellikle somut olayda tamirat giderlerine hangi tarafın ne oranda katlanacağı da gösterilmelidir.
Değinilen yönler gözardı edilerek istek yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.