YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10621
KARAR NO : 2010/11784
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.07.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 08.01.2001 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 7 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait 190/146976 hissesi üzerindeki 3 katlı binanın zemin kat 1 no’lu dairesine isabet edecek hissesinin tapu kaydının iptali ile adına tecilini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Eldeki davada dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait 190/146976 hisse dava açıldıktan sonra ve fakat karar tarihinden önce 18.09.2008 tarihinde imar uygulaması ile 358 ada 3 parsel olarak müstakilen davalı adına tescil edilmiştir. Karar tarihinde işlem görme niteliğini kaybetmiş olmasına rağmen mahkemece 7 parsel no’lu taşınmazın tapu kaydı esas alınarak hüküm kurulmuştur. Hükmün bu hali ile infaz kabiliyeti yoktur. Taşınmaz 18.09.2008 tarihinde imar ile ifraz edilerek 358 ada 3 no’lu parsel olduğundan, davacıya ait bağımsız bölüme isabet edecek hissenin tapu kaydının son hali esas alınarak hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 01.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.