YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14075
KARAR NO : 2012/13124
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Mayıs 1987-Eylül 2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1987 Mayıs ayı ile 2004 Eylül ayları arasında serbest avukatlık yapan davalıya ait büro işyerinde ve … plakalı özel araçta şoför olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının şoförlük yaptığını iddia ettiği … plakalı aracın 16.06.1987-04.05.2004 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı olduğu, davalı işverenin 01.02.1990 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam ettiği, mahkemece dinlenen ve davalıya ait büro adresinde vergi kaydı ile çalıştığı anlaşılan tanık …’un beyanlarından, davacının davalıya ait olduğu sabit olan araçta 1995 yılı Aralık ayı sonuna kadar şoförlük yaptığından söz edilmekte ise de talep edilen dönemin uzunluğu nedeniyle, büro adresinde vergi kaydı olan diğer avukatlar ve komşu işyerinde çalışan kayıtlı kişiler ile işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurulmadan, bu dönemde avukatlık bürosunda çalıştığını iddia eden davacının tebligat gibi resmi belgelerde imzası olup olmadığı araştırılmadan ve yapılan işin niteliği tam olarak açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalının talep edilen dönemde çalıştığı büro adresleri ilgili Baro Başkanlığından sorularak, bu adreslerde vergi kaydı olan diğer avukatlar ve davacı ile aynı dönemlerde çalışmış ve komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak, bu dönemde avukatlık bürosunda çalıştığını iddia eden davacının tebligat gibi resmi belgelerde imzası olup olmadığını araştırmak, yapılan işin niteliğini tam olarak açıklığa kavuşturmak, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı …’e iadesine, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.