YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5149
KARAR NO : 2010/8219
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.09.2007 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 29.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.07.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av…. ile karşı taraftan bir kısım davalılar vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri … ile davalıların murisi … Mayıslar arasında 04.10.1971 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar Dairemizin 10.05.2007 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 3402 Sayılı Kanunun 12/3.maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
3402 Sayılı Kanunun 12/3.maddesi, “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.(Ek cümle: 25/02/2009-5841 S.K./2.mad) Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır”şeklindedir.
Kadastro Müdürlüğünün 13.06.2006 tarihli yazısına göre, dava konusu 523 numaralı parselin geldisi olan 2 ada 89 parsel, 4753 Sayılı Yasaya gereğince düzenlenen arazi dağıtım cetveli ile davalıların murisi … Mayıslar’a tahsis edilmiştir. 523 parselin ifrazen geldiği 131 parsele ilişkin tapulama tespiti 30.05.1963 tarihinde yapılmış, tutanak 05.01.1976 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece tutanağın kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 20.09.2007 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak yukarıda yazılı madde metni ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilebilmesi için davanın, tapulama tutanağının düzenlendiği tarihten önceki hak, sınırlandırma ve tespitlere ilişkin olması ve tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra açılmış olması gereklidir. Eldeki davada davacıların dayandığı satış vaadi sözleşmesi ise 04.10.1971 tarihlidir. Kadastro Müdürlüğünden gelen yazı içeriğine göre sözleşme, tespit tarihinden sonraki bir tarihte düzenlendiğinden 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinin uygulama olanağı yoktur.Ancak dosya içerisinde dava konusu taşınmazın geldisi olan 131 sayılı parselin tespit tarihini de gösterir tutanağı bulunmadığından mahkemece öncelikle taşınmaza ilişkin tutanak getirtilmeli, tespit ve kesinleşme tarihleri ile taşınmaz satış vaadinin düzenlendiği tarih de irdelenerek yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacıların temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.