YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23999
KARAR NO : 2013/13585
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, bayram-genel tatil ve yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsılıne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının çalıştığı mağazada yapılan incelemede son kullanma tarihleri geçmiş olan ürünlerin satıldığı ve reyonda çürümüş meyve ve sebzeler ile bozuk kıyma ve köftelerin bulunduğunu, davacının mağazanın prensiplerine aykırı hareket ederek insan sağlığını tehlikeye soktuğu ve mağazanın itibarını zedelediğini, bu nedenle iş akdinin haklı nedenle fesh edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile izinlerini kullandığı belirtilerek bu taleplerinin reddine fazla mesai ile genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ile davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Sözkonusu alacakların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de iddia edilen dönemlerde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerinin anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacının çalıştığı döneme ilişkin olarak çalışma gün ve saatlerini gösterir puantaj kayıtları davalı işverence sunulmasına karşın, alınan bilirkişi raporunda bu kayıtlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek tanık beyanlarına göre davacının fazla mesai ücreti hesaplanmış, mahkemece bu değerlendirmeye itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davacının günlük çalışmaları ile ilgili olarak işveren tarafından sunulan puantaj kayıtları dikkate alınarak davacının fazla mesai ücreti talebi hakkında tüm deliller yeniden değerlendirmeye tabi tutulmalı ve bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen yönler dikkate alınmaksızın sadece davacı tanıklarının beyanlarına itibar ederek eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır.
Somut olayda, mahkemece davacının işyeri ve sigorta sicil dosyasında izinlerini kullandığı ve bu kullandığı izinlerin dosyasında mevcut belgelerden sabit olduğu belirtilerek davacının yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının hizmet süresi ve 28 gün yıllık izin kullandığı dikkate alındığında davacının bakiye yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.