YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3917
KARAR NO : 2010/4886
KARAR TARİHİ : 29.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.04.2009 gününde verilen dilekçe ile sınırlandırma hatasının tespiti ve düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 2225 ada 17 parsel sayılı taşınmazı ile davalılara ait 8 parsel sayılı taşınmaz arasında dere yatağı bulunduğunu ancak kadastro ölçümleri sırasında bu sınır nazara alınmadan yapılan çalışmalar sonucu taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek sınırlandırma hatasının düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece ilk kadasatro çalışmaları sırası ve yenileme kadastrosuna esas sınırların aynı olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydındaki sınırlandırma hatasının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile değişik 41. maddesi;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklindedir.
Anılan maddeye göre kadastro çalışmaları sırasında ya da sonradan yapılan değişikliklerde sınırlandırma hatasının yapıldığı saptanırsa bunun ilgilinin başvurusu ya da kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilmesi olanağı vardır. Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda ise; davacı tarafından anılan yasanın 41.maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, doğrudan mahkemede dava açılmıştır. Yasada öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunması nedeniyle davanın reddi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, verilen karar sonuç itibariyle doğru olduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme kararının gerekçesinin açıklandığı şekilde DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.