Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4367 E. 2010/7457 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4367
KARAR NO : 2010/7457
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.04.2009 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 09.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıların murisi … ‘ın …’dan kendisine intikal edecek mirası ile ilgili olarak kendisi ve dava dışı kardeşleri ile yaptığı anlaşma gereğince hissesine düşen malların tamamını 08.03.1974 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile kardeşlerine sattığını, kendisinin diğer kardeşlerinin hisselerini de alarak 2000 yılına kadar kullandığını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile tayin edilen vekil aracılığı ile 17.02.2000 tarihinde sözleşmeye konu taşınmazların adına tapuda devrinin yapıldığını, satış vaadinde bulunan …’nin 22.10.2000 tarihinde ölümü üzerine mirasçılarının 14.12.2000 ve 09.01.2001 tarihinde açtıkları dava sonucunda Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/286 Esas, 2008/507 Karar sayılı ilamı ile satış vaadinde bulunan …’nin sözleşmenin yapıldığı 08.03.1974 tarihinde hukuki ve fiili ehliyeti mevcut ise de mülkiyetin devredildiği 17.02.2000 tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığı, vekil edenin sonradan hukuki ehliyetini yitirmiş olması sebebiyle yaptığı işlemden dönebilme ve verdiği vekalet yetkisini geri alabilme iradesinden yoksun kaldığından, vekalet yetkisinin kullanılabilme olasılığının bulunmadığı, dolayısıyla mülkiyetin iadesinin gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği, hükmün 29.06.2009 tarihinde kesinleştiğini, ancak satış vaadinde bulunanın sözleşmenin yapıldığı tarihte hukuki ehliyeti bulunduğundan sözleşmenin geçerli olduğunu belirterek davalılar adına olantapu kayıtlarının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, mülkiyetin yargı kararı ile iptaline karar verildiğini, ayrıca kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3-Davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Her ne kadar mahkemece kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, eldeki dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mahkemece hükme esas alınan 2008/286 esas, 2008/507 karar sayılı davadaki istem ise ehliyetsizlik nedeniyle mülkiyetin iadesi istemine ilişkindir. Bir başka anlatımla her iki davada dayanılan hukuki sebepler farklıdır. Dolayısıyla, kesin hükümden söz etmek mümkün değildir. Ancak anılan davada verilen karar eldeki dava yönünden güçlü delil niteliğinde olup mahkemece verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.