YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4118
KARAR NO : 2012/22577
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…)Mahkemesi
Davacı, murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ve davalılardan …, …, … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle göre davalılar vekilinin tüm ve davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava,25.12.2001 tarihinde geçirdiği … kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi olan anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemleri ile davacıların faiz alacaklarına dairdir.
Mahkemece,maddi tazminat davası yönünden atiye terki nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,20.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline,faiz isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden;davaya konu 25.12.2001 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı olayın … kazası olduğu,vefat eden sigortalının … kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığı,dava dilekçesinde talep olunan tazminatlara faiz istenmediği,davacıların 15.10.2010 tarihinde açtıkları ayrı bir dava ile manevi tazminat talepleri bakımından faiz isteminde bulundukları anlaşılmıştır.
Tazminat konusunda hüküm altına alınacak faiz, tazminat faizidir; yani borçlunun temerrüdü ile ilgili olmayan, tazminatı miktar bakımından tamamlamayı hedef tutan bir faizdir. Zararın tamamiyle karşılanmış olması için tazminatın, zararın meydana geldiği anda, zarara uğrayan kimseye ödenmiş olması gerekir.
Faiz alacağı zaman geçtikçe doğan bir alacak olmakla, dava açıldığı tarihten geriye doğru hesap edilebilecek zamanaşımı süresi için istenebilir.
Borçlar Kanunun 131. maddesi(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 152.md) gereğince asıl alacak zaman aşımına uğradığından faiz ve diğer ek haklarda zamanaşımına, uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Borçlar Kanununun 133/2. maddesince(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 154/2 md.) alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
… kazasından doğma maddi ve manevi tazminat alacağı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146.md) gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabidir.
Faiz alacağının ayrı bir davaya konu olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. faiz isteği, asıl alacağın bir bölümü olmadığından, ayrı bir alacak niteliğindedir.
Borçlar Kanunu’nun 113/2. maddesi(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131/2.md) hükmüne göre, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile borcun fer’isi olan faiz, varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda; asıl alacak olan … kazasından kaynaklanan manevi zarar alacağının Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146.md) gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi bulunması, asıl alacağın(tazminat alacağının)zamanaşımına uğramadığı durumda faiz alacağının da zamanaşımına uğramayacağı ve faiz alacağının asıl alacak ödenmedikçe hergün işleyen ve zaman geçtikçe doğan bir alacak olması hususları gözetildiğinde davaya konu faiz alacağı talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Yapılacak …;davacının faiz istemi bakımından talebinin zamanaşımına uğramadığının kabulü ile faiz alacağını hesaplatmak ve tüm delilleri bir arada değerlendirerek neticesine göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden …, …, …’a yükletilmesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.