YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11561
KARAR NO : 2012/18667
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölen işcinin yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, maddi tazminat karşılanmış olduğundan reddine, … için 75.000,00 TL manevi tazminat, … için ise 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılar … ve … ‘dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, … hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, birleşen İzmir 7. İş Mahkemesi’nin 2009/636 Esas, 2009/598 Karar sayılı dosyadan ise tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, maddi tazminat karşılanmış olduğundan reddine, … için 75.000,00 TL manevi tazminat, … için ise 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar vermiştir.
Gerçekten, bir iş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir. Öte yandan, aracı olarak tabir edilen kişiler aracılığı ile işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan dolayı, asıl işveren aracılarla birlikte 4857 sayılı Yasanın 2/6. maddesi uyarınca sorumlu olur.
Somut olayda …’nın kusurunun bulunmadığı giderek kusura dayalı olarak tazminattan sorumlu tutulamayacağı ortadadır. Anılan davalının kusuru bulunmasa bile zarardan sorumlu olması ancak asıl işveren olduğunun kabulü halinde mümkündür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı … … ve … arasındaki hukuksal ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde yorumlamak mümkün bulunmamaktadır. Gerek 4857 sayılı Yasanın 2/6 ve gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 12/son maddesi ile yürürlükten kalkan Sosyal Sigortalar Kanununun 87/2. maddesinde; aracının hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin aracı veya halk arasındaki deyimi ile “Taşeron” sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; aracıdan bahsedilebilmek için; öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Çoğu kez bina inşaat işlerinde görüldüğü gibi, ana binayı veya asıl işi bitirmekle yükümlü bir işveren, bu işin doğrama, döşeme, su tesisatı gibi bölümlerini aracılara devretmektedir. Bu gibi durumlarda üst-alt işveren ilişkisinden söz edilebilir. Buna karşı, bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda, artık üst-alt işveren ilişkisi ortada bulunmamaktadır. Arsanın veya binanın salt maliki olmak ve ihale makamı olarak işi bütünüyle devretme durumlarında, ortada aracı denilen kurumdan söz edilemez. Çünkü burada iş tamamıyla ve bütün olarak bağımsız bir işverene devredilmektedir. Dava konusu olayda da, tabur hizmet binasının çatı ve yağmur oluklarının tadilat ve yenileme işinin davalı … …’a bütünüyle verdikleri dosyada aksi kanıtlanamayan belgelerle belli olduğuna göre … üst işveren diğer davalıda aracı olarak nitelendirilmez. Bu duruma göre de dava konusu olay sonucu meydana gelen zarardan, …’nın sorumlu tutulması mümkün olmadığından anılan davalı yönünden davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.