YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11510
KARAR NO : 2010/11768
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapu iptali tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16.10.2008 gün ve 2008/11350 – 11795 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar … ve … vekili ile davalılar …, … ve … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … mirasçısı … temyiz etmiştir.
Dairemizin 16.10.2008 gün ve 2008/11350 Esas, 2008/11795 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 353 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliklerinden … (… eşi) , …, …, … , … (… Kızı), …, … ve … , …, … , …, …, … , …’ın davada taraf olmadığı, eksik taraf teşkiliyle istemin yazılı olduğu biçimde hükme bağlanması yasaya aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili kararının düzeltilmesini istemiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; gerek dosyada mevcut ve gerekse davacı vekili tarafından karar düzeltme dilekçesi ekinde sunulan veraset ilamlarının incelenmesinden bozma ilamında taraf olmadığı belirtilen tapu maliklerinin kendilerinin yada mirasçılarının davada yer aldıkları görülmekle belirtilen kişiler yönünden taraf teşkilinde bir eksiklik olmadığı anlaşılmıştır. Ne var ki tapu maliki …’nun mirasçılarından …’nun mirasçısı … davada davalı olarak gösterilmiş, kendisine dava dilekçesinin tebliğ edilememesi üzerine tebligat zarfındaki açıklama ve daha sonra bu kişi hakkında mahkemece yaptırılan araştırma sonucu ölü olduğu tespit edildiği halde taraflarca gerekli usuli işlemler yapılmadan yargılamaya devam olunması ve kararın mirasçılarına tebliğ edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece …’nunu mirasçıları olarak tespit edilen ve kararı temyiz eden …’de dahil … , …, … ile … isimli mirasçılarına karşı açılacak ve bu dosya ile birleştirilecek bir dava ile taraf olmaları konusunda davacı tarafa imkan tanındıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, eksik taraf teşkiliyle istemin yazılı olduğu biçimde hükme bağlanması yasaya aykırıdır.
Yukarıda belirtilen bu yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından kararın açıklanan gerekçe ile bozulması gerektiği halde yanılgılı değerlendirmeyle davada taraf olan kişiler yönünden eksik taraf teşkili olduğu belirtilerek bozulmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin bozma ilamı kaldırılarak hüküm değişik gerekçe ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.10.2008 gün ve 2008/11350 Esas, 2008/11795 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA hükmün yazılı değişik gerekçe ile BOZULMASINA, 01.11.2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi .