Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/11572 E. 2012/2353 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11572
KARAR NO : 2012/2353
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, diğer davalı hakkındaki davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, kendisinin hisseli olarak sahip olduğu bazı taşınmazların satışı yönünde … 7. Noterliğinin 25 Aralık 1997 tarih ve 58526 yevmiye sayılı düzenleme genel vekaletname ile davalılara vekalet verdiğini, davalıların taşınmazdaki hissesini 10.000.TL’ ya satmalarına rağmen berdelini kendisine ödemediklerini belirterek taşınmazın satışı nedeniyle hissesine düşen 10.000.00.TL’ nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.034.01.TL’ nın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …’ in aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Her ne kadar Mahkemece, davaya konu … parsel sayılı taşınmazın davalı … tarafından vekaleten 22.05.2007 tarihinde tapudan yapılan satış nedeniyle davacının hisse oranına isabet eden 7.034.01.TL yönünden tahsiline karar verilmiş ise de; aynı taşınmazın … 7. Noterliği’ nin 25 Aralık 1997 tarih ve 58526 yevmiye sayılı düzenleme genel vekaletnameye istinaden davalı tarafından
… 7. Noterliği’ nin 20.02.1998 tarih ve 7135 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyetinin dava dışı …’ a devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle … görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında davalının gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle … görme yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının saptanabilmesi için, mülkiyetin geçerli bir şekilde devrinin sağlandığı 20.02.1998 tarihindeki koşullar ve özellikle taşınmazın o tarihteki rayiç değeri göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye vekaleten gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyetinin geçerli bir şekilde devrinin yapıldığı 20.02.1998 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalı …’ in sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.