Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6693 E. 2011/1670 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6693
KARAR NO : 2011/1670
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, havuz yapımı sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının ödenmesi istemiyle yapılan takibe vâki itirazın iptâline ilişkindir. Davalı yetki itirazında bulunmuş, ayrıca davacının edimini yerine getirmediğini, imalâtın ayıplı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece eksik ve ayıp tesbiti yaptırılmadığı gibi davacının edimini ifa ettiğinin anlaşılmasına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında imzalanan 14.07.2005 tarihli sözleşmede malzeme teminiyle montajı yükleniciye ait olmak üzere mekanik aksamda 2 yıl, Liner’de 15 yıl yüklenici garantisinde havuz yapımı kararlaştırılmıştır. Davalı, havuzun kullanılamayacak derecede ayıplı olduğunu savunmuştur. Sözleşmedeki taahhüdüne göre yüklenici, garanti süresince meydana gelen ayıpları gidermekle yükümlüdür. Dava tarihi itibariyle garanti süresinin sona ermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle imalâttaki hatanın garanti kapsamında kalması durumunda davacı yüklenicinin sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece inceleme
yaptırılmış ise de, bilirkişi ayıpların sorumluluğunun kimden kaynaklandığını saptamadan kullanılamaz halde olduğunu belirtmekle yetinmiştir. Oysa yapılması gereken iş; uzman bilirkişi ile gerektiğinde yeniden keşif yapmak, ayıpların niteliği incelenerek yükleniciden kaynaklanan ayıp var ise, BK’nın 360. maddesi uyarınca ve sözleşmedeki garanti taahhüdüne göre eserin tümüyle reddinin gerekmesi durumunda davayı reddetmek, ayıpların bedelden indirimle giderilebileceği saptanır ise davacı alacağından mahsupla hüküm kurmak, yüklenicinin kusuru saptanmadığında şimdiki gibi davayı kabul etmekten ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan yetersiz incelemeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.