YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2272
KARAR NO : 2011/4539
KARAR TARİHİ : 11.07.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, gecikme tazminatı ve eksik iş bedelinin tahsili istenmiş, mahkemece yapılan ıslah da nazara alınarak kabule dair verilen karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında 20.06.2000 günlü “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”’nin varlığı çekişme konusu değildir. Davacılar, arsa sahipleri; davalılar ise yüklenici şirket ile şirket temsilcisi müteselsil borçludur.
Davalı yüklenici sözleşme gereği yapılacak binanın %40’ına isabet edecek bağımsız bölümü arsa sahiplerine teslim etme yükümlülüğü altına girmiştir. Mevcut binada ise 18 adet bağımsız bölüm mevcut olup buna göre 7,2 adet dairenin davacı arsa sahiplerine tesliminde zorunluluk bulunmaktadır. Ne var ki, dosya kapsamına göre davacılara toplam 7 adet dairenin 11.07.2006 tarihinde teslim edildiği, 0,2 dairenin ise teslim edilmeyerek yüklenicinin teslimde temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sırasında bağımsız bölümlerin teslimi gereken tarih de 13.11.2004 olarak saptanmıştır.
Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, teslimde gecikme halinde yüklenicinin daire başına aylık 1.000,00 Amerikan Doları gecikme tazminatı ödeyeceği öngörülmüş olmakla davada, diğer istemlerin yanında yedi adet daire için teslimi gereken tarihle fiili teslim tarihi arası, 2/10 paydaki daire içinde teslimi gereken tarihle dava tarihi arası dönem için ayrı ayrı gecikme tazminatı talebinde bulunulmuş, istekte bulunulurken de fazla miktara ilişkin haklar saklı tutularak hesaplanan yabancı para alacağının karşılığı Türk lirasının tahsili talep edilmiştir.
Yargılama sırasında gecikme tazminatının hesabı konusunda alınan 18.06.2009 günlü ek bilirkişi raporunda ise tamamen dosya kapsamına ve isteğe aykırı şekilde; 7 adet daire 11.07.2006 tarihinde teslim edildiği halde 6,2 adet daire için 13.11.2004-11.07.2006 arası, halihazırda teslim edilmeyen 0,2 daire olduğu halde 1 daire için 13.11.2004 ila dava tarihi 19.02.2007 arası gecikme tazminatı hesabı yapılmış, davacılar vekilince de bu raporda yabancı para üzerinden hesaplanan toplam gecikme tazminatının ıslah tarihindeki kur üzerinden Türk lirası karşılığının ödetilmesi yönünde ıslah talebinde bulunulmuş, mahkemece de anılan ıslah işlemi doğrultusunda bu istemlerin aynen kabulü cihetine gidilmiştir.
Öncelikle dava dilekçesinde gecikme tazminatı talep edilirken o tarihteki Amerikan Doları karşılığı Türk lirasından fazla haklar saklı tutularak ödetme istenmiş olmakla BK’nın 83. maddesi uyarınca seçimlik hakkın dava tarihindeki kur karşılığı olarak kullanıldığının kabulü gerekir. Bu itibarla davacılar yararına hesaplanacak yabancı para alacağının dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası yerine ıslah tarihindeki kurdan tesbiti ve hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Bunun yanında yukarıda değinildiği üzere dosyadaki delil durumu ve talep doğrultusunda geç teslim edilen 7 adet daire için 13.11.2004 ila 11.07.2006 arası, teslim edilmeyen 0,2 daire içinse 13.11.2004 ila 19.02.2007 arası dönem için gecikme tazminatı hesabı yapılarak bir sonuca varılması yerine hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kabule göre de, BK’nın 101. maddesine aykırı şekilde dava dilekçesi ile talep edilip kabulüne karar verilen tüm kalemler yönünden, dava dilekçesinde istenen miktar için dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile arttırılan miktar içinse ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi yerine belirtilen husus nazara alınmadan tamamına dava tarihinden itibaren faiz uygulanması da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, davalılar Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadıklarından yararlarına duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 11.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.