Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26274 E. 2011/17230 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26274
KARAR NO : 2011/17230
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1.maddesi uyarınca 2.000 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 12.Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2007 tarihli ve 2004/797 esas, 2007/651 sayılı kararını müteakip, 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6 ve geçici 2/1-b.maddesi uyarınca taahhütname verilmesi sebebiyle infazın durdurulması talebi üzerine, talebin reddine dair aynı Mahkemenin 25/12/2009 tarihli ve 2004/797 esas, 2007/651 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2009 tarihli ve 2009/1039 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/12/2010 gün ve 2010/14114/73755 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/01/2011 gün ve 2010/332371 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın 23/12/2009 tarihli infazın durdurulması ve taahütünü içeren dilekçesinde mahkumiyete konu çek bedelini ve 3095 sayılı Kanun’a göre ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödeyeceğini beyan etmesi karşısında sanığın taahhütünün geçerli kabul edilmesi gerektiği cihetle, itiraz kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.11.2005 gün ve 2005/10, 2005/143 sayılı kararında belirtildiği üzere; sanığın keşide ettiği çek nedeniyle verilen 2000 YTL adli para cezası miktar itibariyle 1412 sayılı CMUK.nın 5219 sayılı Kanunla değişik 305.maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunmakta ise de; aynı hükümle 3167 sayılı Kanunun 16.maddesinin 3.fıkrası uyarınca sanığın 1 yıl süre ile çek hesabı açtırmasının yasaklanmasına da karar verilmesi nedeniyle de hükmün kesinlik kapsamı dışında kaldığı, bu suretle usulsüz olarak kesinleştiren hükmün infazı sırasında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca hüküm tarihinde uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi uyarınca sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararına karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün olduğu halde kesin olduğu belirtilerek karar verilmek suretiyle sanık yanıltılmıştır.
5271 sayılı CMK’nun 40/2.maddesi uyarınca “kanun yoluna başvurma hakkı kendisine bildirilmemesi halinde kişi kusursuz sayılır” ve aynı maddenin 1.fıkrasında “kusuru olmaksızın bir süreyi geçiren kişi eski hale getirme isteminde bulunabilir”, aynı Kanunun 34/2 ve 232/6.maddelerinde ise “kararlarda başvurulacak kanun yolu ve mercii belirtilir” şeklinde düzenleme bulunmaktadırBu itibarla, sanığa başvurucağı kanun yolu, süresi, mercii, usulüne uygun şekilde açıklanarak davetiye ile yeniden gerekçeli karar tebliğ edilip kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi sağlandıktan sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olduğu, açıklanan gerekçelerle sanık hakkında kurulan Bakırköy 12.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2007 günlü 2004/797 esas 2007/651 sayılı mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, kesinleşmemiş kararlara karşı da olağanüstü kanun yoluna başvurma olanağı bulunmadığından kesinleşmemiş karara istinaden verilen Bakırköy 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2009 gün ve 2009/1039 D…. sayılı kararına yönelik bozma isteminin REDDİNE, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.