YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10860
KARAR NO : 2011/15014
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1) Sanıklar … ve …’ ın müşteki….’ yi dolandırmak suçundan haklarında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sanıkların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,Ancak;
a- Sanık …’ ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak; 5237 sayılı TCK’ nun 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükme “Sanığın 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1/a, b, d, e bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmesi ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b- Sanık …’ a ait adli sicil kaydına konu ilam getirtilerek incelenip , hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) a- Sanıklar … ve …’ in müşteki …’ nu dolandırmaya teşebbüs suçundan haklarında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sanıkların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,Ancak;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli
ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıkların olay tarihinde kuyumcu tamirhanesi işleten müşteki …’ nun … yerine gelerek sanık …’ ın müştekiye 1 adet yarımlık cumhuriyet altını verdiği, altını silindirden plaka halinde çıkartmasını istediği, müştekinin daha önceden sanıkların eşgallerine benzeyen şahıslar tarafından benzer şekilde dolandırıcılık eylemlerinin gerçekleştirildiğini duyması üzerine sanıkların dolandırıcı olabileceğini düşünerek 155′ i arayarak polis çağırdığı, sanıkların bu sırada verdikleri yarımlık cumhuriyet altınını bırakarak kaçtıkları, böylece müştekiyi dolandırmaya teşebbüs ettikleri iddia olunmuş ise de;
Sanıkların kaçarken bıraktıkları yarımlık cumhuriyet altını üzerinde …. Kuyumcular Odası tarafından yapılan inceleme üzerine tanzim edilen 19/02/2007 tarihli rapora göre altının sahte olmadığı belirlenmiş olup, sanıkların müşteki …’ nu kandırmaya yönelik hileli davranışlarından söz edilemeyeceği, sanıkların polis tarafından yakalanmaları sırasında sanık …’ ın elinde bulunan ve yere attığı peçete içinde sarılı olup altın olmadığı tespit edilen kırıntıları müştekinin … yerinde ona vererek müştekiyi kandırıp menfaat temin etme gibi icrai bir eylemlerinin olmaması karşısında sanıkların yasal unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılığa teşebbüs suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Suçta kullanılmadığı anlaşılan ve adli emanetin 2007/681 sırasında kayıtlı mühürlü poşet içerisindeki yarım plaka haline getirilmiş Cumhuriyet altını ile içinde altın olmayan sarı renkli kırıntıların sanıklara iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi,
c- Kabule göre de;
Sanık …’ a ait adli sicil kaydına konu ilam getirtilerek incelenip, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.