Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/7644 E. 2010/11172 K. 19.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7644
KARAR NO : 2010/11172
KARAR TARİHİ : 19.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
DAVACISI : … Vek.Av….
DAVALI-BİRLEŞEN
DAVA DAVALILARI : …,…,…
Vek.Av. …

Dava ve birleşen dava dilekçesinde, kamulaştırılan Konarlı Mahallesi 45 ve 108 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile adlarına tescili istenilmiştir. Mahkemece İl Özel İdaresine izafeden Hatay Valiliği tarafından açılan davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm … vd. temsilcisi Hazine vekili ile birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dairenin geri çevirme kararında davalı malikler …,…,…,…’ya mahkeme kararı ile davacı … Başkanlığının temyiz dilekçesinin tebliğ edilmesi için dosya geri çevrilmişse de, Hazine vekilinin davalıların taşınmazına 1062 sayılı Yasa gereğince el konulduğu, taşınmazın temsil yetkisinin hazinede bulunduğunu belirten dilekçe verdiği, Dairenin belirttiği eksiklik ikmal edilmeden dosyanın geri iade edildiği anlaşılmaktadır.
28 Mayıs 1927 tarih ve 1062 Sayılı Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyed Eden Devletlerin Türkiye’deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde “İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye’deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi İcra Vekilleri Heyeti karariyle hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vaziyet olunabilir.” hükmü öngörülmüş; anılan maddeye dayanılarak, Bakanlar Kurulu’nun 13.01.1939 gün ve 2/17317 sayılı kararıyla “Türkiye’deki Suriyelilere ait gayrimenkullerin ahara ipotek veya ferağ edilmemesi hususunda” karar alınmıştır.

../..
-2-
2010/7644-11172

14.02.1942 gün ve 2/17317 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile; “Suriye ve Lübnan tabiiyetini haiz kimselerde alacağı bulunduğu iddiasiyle müracaat edecek olan üçüncü şahısların, bu kimselerin memleketimizdeki gayrimenkullerin ayınları üzerine haciz vazettirmek suretiyle sattırarak alacaklarını istifa edememeleri ve bunların istimlak olunan gayrimenkullerinin istimlak bedelinin, emlak meselelerinin Hükümetimizle Suriye ve Lübnan arasında kat’i surette halline değin Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi” yönünde karar verilmiş; 18.11.1957 gün ve 4/9697 sayılı Kararnamede ise, anılan kararnamenin az yukarıda içeriği açıklanan kararnameler eki olduğu belirtildikten sonra, “Mezkûr kararnameler ile 1’inci madde hükmüne aykırı olarak yapılacak taleplerin mahkeme ve icra mercilerince nazarı itibara alınmaması, tapuca intikâl muamelesi yapılmaması ve Hazinenin ittilâını teminen hadiselerin bu makamlar tarafından derhal mahallî Mal Dairesine bildirilmesi, Suriye tabiiyetli şahıslara ait Türkiye’deki gayrimenkuller üzerinde inşaat yapmak veya fidan dikmek suretiyle bu gayrimenkullerin (arsa ve arazinin) Medeni Kanunun 648-655’inci maddelerine istinaden temellükü hakkı tanınmaması, Suriye tabiiyetli şahısların hissedar bulunduğu gayrimenkullerin hissedarların ittifakı dahi olsa rızaen anlaşma suretiyle taksim ve ifraz edilmemesi, şûyuun izalesinin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilmesi, mahkemece gayrımenkulün satışı suretiyle şûyuun izalesine karar verildiği takdirde Suriye tabiiyetli şahsa düşecek satış bedelinin, emlâk meselelerinin Hükümetimizle Suriye arasında kati surette halline kadar, Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi gerektiği” kabul edilmiştir.
Nihayet, 01.10.1966 Tarih ve 6/7104 Sayılı Suriye Uyrukluların Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, “Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin, Türkiye’de bulunan taşınmaz ve taşınır – zati ve ev eşyası hariç malları ile bütün hak ve menfaatlerine 28.05.1927 gün ve 1062 sayılı Kanun hükümleri gereğince Hazinece elkonulduğu” belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguların ortaya koyduğu sonuç şudur:
1062 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümlerine göre, Suriye uyruklu olup Türkiye de taşınmazı bulunan şahıslar yönünden özel bir düzenleme getirilmiş; anılan düzenlemeler sonucu Türkiye de taşınmazı bulunan şahısların mülkiyet hakları sınırlandırılmış olmasına karşın, ortadan kaldırılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.12.2009 tarih ve 2009/5-422-579 sayılı kararı). Bu halde taşınmazla ilgili her türlü dava hakkı bulunan tapu kayıt maliklerine (ölmüşlerse tespit edilecek mirasçılarına) mahkeme kararı ile Karaağaç Belediye Başkanlığının temyiz tebliği sağlanarak temyiz süresi de beklenmesinden sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere iadesi için dosyanın mahkemesine bir kere daha GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.